Tamam mı Hasan, anlaştık mı
Olmaz der, Hasan. Böyle olmaz ver elini o zaman, alan veren gavur olsun mu?
Olsun.

Sene 1978 mevsim ilkbahar. Nişantaşı'nda vakit sabah serinliği. Ne semt şimdi bildiğim esvabına bürünmüş ne sabahın rengi bugünkü değil! 

Şu gördüğümüz dev binalar anasından doğmamıştır söz gelimi, Nişantaşı henüz bakiredir ve olsa olsa yeni nişanlı, nazlı bir gelindir o vakit. Teneke Mahallesi; bir yanı, yeni yeni beliren zengin apartmanları; karşıda mütevazı ve bahçeli az katlılar... Sonra dik yokuşlar, ağaçlar, ağaçlar, ağaçlar, güzel insanlar... 

Nişantaşı'nda vakit sabah serinliği. Ayağı terlikli, elinde ekmeğiyle bir yavrucak kapıda. Bakmayın yavrucak dediğime siz. Öyle başına vurup ekmeği alınacak bir velet değil ha! 

Her gün akşama kadar soğuk taşlarda oturur, o zaman yalnız, zengin çocuklarının gücü yetip alabildiği, kapaklarını da sokağa fırlattığı gazozların bitmesini gözler, biriktirir, taşlarla saatlerce ezer, ezer, ezerdi. Akşam olunca hepsini tek tek sayar, bez bir torbaya büzer, yastığının altına koyduğu hazineleriyle dünyanın en zengin çocuğu olurdu.


Devamını okumak İçin Tıklayın

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları