Makale...

Türkiye’de Çocuk ve Gençlik Yazını Çevirilerinde Karşılaşılan Sorunlar

                                               Salih KALKAN*


GİRİŞ

Toplumun geleceği olan çocuk ve gençler; duygu, düşünce ve hayal dünyalarının gelişip şekillenmesinde Çeviri Çocuk ve Gençlik Yazını eserleri önemli bir işleve sahiptir. Çünkü çocuk ve gençlerin gelişim çağlarında edindikleri okuma alışkanlığı duygu ve düşünce dünyalarının şekillenip oluşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Çeviri Çocuk ve Gençlik Yazını eserleri çevirmenler tarafından yeniden kaleme alınırken çeviri sürecini etkileyen toplumsal ve kültürel nedenlere bağlı birçok etmenden söz etmek mümkündür. Ancak çalışmanın kapsamı açısından hepsini ele almak mümkün değildir. Bunun için çalışmamızda kültürel, yöntemsel ve çevirmenden kaynaklanan sorunlar üzerinde durulacaktır. 

Yazınsal metinlerin çevirisi diğer metin türlerine oranla daha zor bir süreçtir. Çünkü yazınsal metinler de çeviri sürecini etkileyen etmenler yani yazarın kullandığı dil, biçem ve biçim de söz konusu olduğu için, çevirmenin dikkat etmesi gereken hususlar daha fazladır. Yazınsal metinlerin çevirisini zorlaştıran, yazın metinlerinin kurgusal, duygulara hitap eden dil kullanımı ve yazarın biçemi gibi özellikleridir. Söz konusu çocuk kitapları olduğunda bu durum çevirmen ve çeviri süreci açısından daha da zor bir durum olabilmektedir. Çünkü çocuk yazınında, kültürel algıları ve deneyimleri sınırlı olan hedef okuyucu için kültürel motifleri çevirmek bütünüyle karmaşık bir hâl almaktadır. Yazın çevirisinin doğasında bulunan ve çeviriyi neredeyse olanaksız hâle getiren unsurlar bir yana, yalnızca ifadenin başındaki ‘çocuk’ sözcüğü bile türün çevirisini güçleştirmektedir.


--------------------------------------

* Öğr. Gör. KSÜ Sosyal Hizmet ve Danışmanlık Bölümü. salihkalkan@ksu.edu.tr


Çocuk ve Gençlik Yazınındaki Çeviri Sorunları

Çevirmenin bir yetişkin olduğunu kabul edersek, çocuk perspektifinden kaynak metnin yorumlanması zordur. Oysa Nord (1997) yazın çevirisinde metinlerin işlevsel olması için, erek kitlenin yorumlayabileceği gibi kaynak metinin yorumlanmasından bahsetmektedir. Belirli bir ölçüde bu mümkün olabilir; ancak hiçbir yetişkin, çocuğun gözünden tam anlamıyla dünyaya bakmayı başaramayacaktır. Yazın çevirisinin zorluklarının üzerine, bir de çocuk ve gençler için, onların yorumlama evrenleriyle paralel bir yorumlama yaparak kaynak metni çevirmek kelimenin tam anlamıyla zordur. Aslında çeviriden önce, daha metnin yaratılmasında çocuk ve gençlik yazını için üretim sorunu ortaya çıkmaktadır; nitekim kaynak metni ele alan yazarın dahi çocuk ve gencin duygu ve düşünce dünyasına girmesi pek olası değildir.

Kocaman, çeviri çocuk ve gençlik edebiyatında yabancı dil öğelerin bulunmasındaki soruna şöyle dikkat çekiyor:

”Türkçenin son yıllarda yabancılaşması göz önüne alındığında, çocuk yazınında kullanılan dil konusunda daha çok duyarlı olma gereği açıktır. Çocukların çoğu zaman ders kitapların ötesinde değer verdikleri, zaman ayırdıkları bu kitapların dilinden, örtük biçimde de olsa, etkilenmedikleri söylenemez” (Kocaman, 2009: 233).

Kocaman, dil duyarlılığı kapsamında çevirilerin erek metin okurun Türkçe dil duyarlılığını olumsuz etkileme sorununa dikkat çekmektedir. Ancak Schleiermacher’in yabancılaştırıcı çeviri yöntemini benimseyen bir çevirmenin, yabancı kültürü tanıtma amacıyla kaynak dile ait öğelerin erek metnin içerisine koyması kaçınılmazdır. Bu bağlamda aslında kimi zaman bunun bir çeviri sorunu olmadığını, bizzat çeviri sürecini etkileyen kimselerin kararı olabileceğini de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Diğer taraftan, çocuk ve gençlik edebiyatı için özellikle benimsenen bir yöntem olarak yazarın buyurgan bir tavır alması söz konusudur. Yazar, otoriter bir üslup ile çocuğa öğüt verici bir yaklaşım sergiler. Oysa tam da edebiyatın estetiksel niteliği bu noktada kırılmaktadır. Neydim, buyurgan ve didaktik amaçlı bir çocuk kitabının, edebiyatın anladığı değerde bir estetik anlayıştan yoksun olduğunu ve bu tür kitapların sadece bilgi verici metinler olabileceğini vurgular (Neydim, 2003: 19). Önemli bir sorun da kaynak kültürde anlamsal bir değere sahip olan metin içerisindeki bir olgunun erek metinde özellikle çocuk ve gençlerin zihninde anlamsal bir değere ulaşmamasıdır. Yetişkinlerin belki böyle durumlarda, art alan bilgilerine başvurarak metni çözümleme ihtimali olduğundan böyle bir sorundan daha nadir bahsetmek mümkündür; ancak çocukların erek kültür normları kapsamında herhangi (olumlu veya olumsuz) bir anlama ulaşmamış öğeleri çözümleme problemleri bulunacaktır.

Çeviri çocuk ve gençlik yazınında, Schleiermacher’in yabancılaştırıcı çeviri yönteminin oluşturacağı bir sorun ise, yabancılaştırıcı yöntemle çevrilen eserlerde erek dil normlarıyla uyuşmayan yapısal değişikliklere gidilmesidir. Bu durumda ise, erek dil ve kültür normlarına sıkı sıkıya bağlı olan özellikle çocuk ve genç okur kitlesinin ancak zihinsel süreçleri işletmek suretiyle anlamsal değer çıkarmalarının mümkün olmasıdır. Fakat çocuk ve gençlerin özellikle bu bağlamda daha fazla hazır olanı almaya yatkın olmaları sayesinde yabancılaştırıcı yöntemle çevrilmiş metinleri algılamada sorun yaşama olasılıklarını arttıracaktır (Kurultay, 1994: 197).


Kültürel Sorunlar

Çocukların ana dilinin gelişiminde yazar kadar çevirmen de sorumluluk taşır. Çocuk kitapları çevirmeninin her iki dili de çok iyi bilmesi yeterli değildir. Çevirmenin aynı zamanda çocuk gerçekliğine yakın olması ve her iki kültürü de yakından tanıması gerekmektedir. Çocuk kitaplarında çeviri aracılığıyla aktarılan kültürel değerler o kültürü tanımayan çocuk okuyucuya yabancı gelir. Bu yabancılığı önlemek için çevirmenin metne, açıklayıcı eklemeler yapması gerekmektedir. 

Çevirmen, yabancı bir kültüre ait öğeleri (deyimler, kelime oyunları, alışkanlıklar vs.) aktarmak istediğinde, seçim yapmasını ve belli bir karara varmasını gerektiren durumlar çıkabilir. Kültüre özgü olan ve diğer bir kültürde bulunmayan ifadelerin aktarılması esnasında bire bir yapılan çeviride, yani orijinal metne sadık kalınarak yapılan çeviride orijinaldeki anlam kaybolabilir ve eser anlaşılırlığını yitirebilir. Çeviri bilim kuramlarına göre çevirmenin kaynak metnin dışına çıkması, diğer bir ifadeyle hedef metinde, kaynak metinde bulunmayan eklemeler, çıkarmalar yapması veya yorum belirtmesi onaylanmaz. Çocuk yazını çevirisinde ise çevirmen, anlaşılırlık ve çeviri bilim kuramları arasında bir seçim yapmak durumundadır. Koller, “Einführung in die Übersetzungswissenschaft (Çeviribilime Giriş)” adlı eserinde çocuk yazınını, yazının özel türlerinden biri olarak tanımlar ve bu özel türlerin de çevirisinin kendine özgü olması gerektiğini belirtir. Bu türlerin çevirisinde edebi çeviride yeri olmayan ancak çocuk yazınında kabul gören ekleme, çıkarma veya yorumlamaların olabileceğini savunur. Tıpkı yazın çevirisinde olduğu gibi, çeviri çocuk ve gençlik yazınının da kültürler arası iletişim olgusu vardır. Çocuk ve gençlik evresinde insanlar bilişsel, kültürel ve sosyal gelişimlerini tamamlanmasa dahi, en önemli ve etkin evresini yaşamaktadır. Bu nedenle, çeviri çocuk ve gençlik yazınının, kültürler arası iletişim olgusu açısından önemi yadsınamaz konumdadır.

Çeviri bağlamında, çevirmenin bu eserleri çevirmeden önce, erek kültürdeki çocuğun toplum içerisindeki konumunu belirlemesidir. Nitekim bu olgu, çocuğun hangi iletişimsel düzlemde durduğunu ve çeviri yöntemi açısından nasıl bir yol izlenmesi gerekliliğini ortaya koyacak, bu sayede hedef kitle ile doğru bir iletişim kurulmuş olacaktır. Göz önünde bulundurulması gereken bir gerçek ise, konumu gereği çocuk ve genç, yetişkinler tarafından gerek okulda, gerek sokakta ve gerekse evinde yaşamının özellikle bu evresi içerisinde baskı ve denetim altındadır. Bu sayede kendi kültürünün varlığını yoğun bir şekilde hissetme ve onun dışındaki farklı anlayışlara da kolaylıkla yönelememektedir. Çevirmen bu durumu göz önünde bulundurmalı ve çeviri stratejisini buna göre belirlemelidir. Aksi hâlde çevirinin iletişimsel boyutu yerine getirilememiş olacaktır.


Çevirmenin Karşılaştığı Sorunlar

Çalışmanın bütününde bahsedildiği gibi yazınsal metinlerin çevirisinde, çevirmen gerek erek kültür bağlamında gerekse kaynak kültür bağlamında pek çok sorunla karşılaşabilmektedir. Bunun nedeni de yazınsal metinlerin kendilerine has özelliklerinin olmasıdır. Yazınsal metinler bilgi içerikli metinler gibi sadece bilgi vermek amacıyla oluşturulmayabilirler. Eserin yazarının hayatından, çevresinden, yaşadığı iyi veya kötü deneyimlerden oluşabilir ki bu tamamen yazarın kendi seçimidir. Yazar neyi anlatmak istiyorsa eserinde yalnızca ona yer verir. Buradan hareketle çocuk ve gençlik yazını eserlerine bakıldığında çevirmen yine buna benzer sorunlarla karşılaşacaktır. Erek dildeki bir çocuğun veya gencin yaşam tarzı, kültürel değerleri, toplum yaşamı kaynak dildeki çocuk veya gencinkinden elbette farklı olacaktır. İşte, çevirmen tüm bunların bilincinde olmalı göz önünde bulundurulmalı ve erek dilde kaynak metni yeniden yazarken bu çerçevede hareket etmelidir. Çevirmenin sadece metni değil içinde bulunduğu durumu da çözümlemesi gerekir. Çeviride hep şu sorular öne çıkar: Ne, kim tarafından, kim için, ne zaman, nerede ve ne için çevrilir? Yetişkinler için kaleme alınmış bir roman çevirisinde belki bu kadar titiz davranmak zorunda kalmayabilir. Çünkü erek kitlesi belli bir kapasitede ve her şeyi anlayabilecek konumdadır. Ama bu durum çocuk ve gençlik yazını açısından geçerli olmayacaktır.

Çocuğun sosyal ve kültürel olarak savunmasız bir konumda olması, ayrıca kültürel ve ahlaksal normlardaki farklılıklar, ulusal değerler, çocuğun alımlama koşulları, çocuk edebiyatı çevirisinin göz önüne alınması gereken noktalarından bazılarıdır. Ancak burada üzerinde durulması gereken bir nokta daha vardır. Kaynak metnin bütünü hedef kitle için çok yeni düşünceler oluşturabilir. Çevirmen ve yayıncı bu düşüncelerin kendi hedef kitlesi için de önemli olduğunu düşünüyorsa o zaman metnin bütünsel değeri ön plana çıkacaktır. Yine de metnin içinde kendi hedef kitlesi açısından alımlama sorunları yaratabileceğini, metnin bütünsel anlamının kaymasına yol açabileceğini düşündüğü bölümler varsa çevirmen bu noktada karar vermek durumundadır (Neydim, 2003: 117). Bütün bunlardan yola çıkarsak çocuk edebiyatı çevirisinde metne müdahalenin, uyarlama ve kısaltmaların mümkün olabileceğini söylemek tarihsel bir gerçeklik olduğu kadar bilimsel bir gerekliliktir. Ancak bu müdahaleler çevirmenin keyfine göre değil yukarıda sayılan gerekçeler çerçevesinde yapıldığında haklılık kazanır. Çevirmen metne değil, metin içerisinde okuru etkileyecek, onun okumasını tökezletecek yerlerde metnin bütünlüğünü bozmaksızın müdahalede bulunur. Bu aynı zamanda metni okunur kılmak için yapılır ve metne sadakatsizlik değil, tersine ona duyulan saygıdır.


Çocuk ve Gençlik Yazını Çevirilerinde Karşılaşılan Sorunları Aşma Yolları

“Çevirmen çocuk okuyucuların metni nasıl anlayacağı ve yorumlayacağını tahmin etmek durumundadır. Bir başka deyişle, kaynak metni çocuk perspektifinden yorumlamalıdır” (Erten, 2009: 156). Bunun bir adım daha ötesinde, kaynak metni çocuk perspektifinden yorumlamanın zorlukları göz önünde bulundurulduğunda, kaynak metni olabildiğince çocuk perspektifinden çevirdikten sonra hedef kitleden denetlemeci okuyucular seçerek onların yorumlarını dinleyip kaynak metindeki yoruma tersten doğru bir çeviri gerçekleştirmek yoluyla aslında hedef çocuk okurun kaynak metinin yorumuna ulaşıp ulaşmadığı denenmiş olabilir. Bu sayede yorum farklılıkların tekrar gözden geçirilerek ürün piyasaya sürülmeden gerekli düzeltmelere fırsat verilmiş olunur. Nitekim bir metnin hedef kitlesi o metnin yorumunu kendi yorumuyla anlayacaksa, bu kitlenin bir ölçüde de editörlük görevini üstlenebileceğini savunabiliriz. Diğer taraftan çeviri metnin estetiksel sorun yaşamaması adına üslupsal bir takım koşulları yerine getirmesi gerekir. Buyurgan olan; ancak onu çeviri yöntemi sayesinde izole edebilen bir tutum sergileyebilmelidir çevirmen. Nitekim çocuk ve gençlik yazınının estetiksel değerleri taşıması, onun çocuk ve gençlere, okudukları metin içerisinde yorum fırsatı vermesiyle sağlanabilir (Neydim, 2003: 19). Özellikle kaynak kültüre ait öğelerin erek çocuk okurunda anlamsal değer kazanmaması durumunda iki yönteme başvurulabilir. Birincisi, anlamsal değer kazandırma yolu; yani kaynak kültüre ait olguların erek kültürde karşılığı olmasa dahi, en yakın benzerlikteki anlamsal değerlere yaklaştırma yoluyla çeviri gerçekleştirmektir. İkinci bir yöntem ise, çevirmenin kaynak metnin o anlamsal değer taşıyan kısmı nötralize ederek anlam yükünü taşımadan, okurun üzerinden okuyup herhangi bir rahatsızlık duymayacağı şekle onu sokmak olacaktır.


SONUÇ

Çalışmanın temel sonucu şu olmuştur: çeviri çocuk ve gençlik yazını eserleri okuyan çocuk ve gençlerin eseri algılamalarında çevirmenin rolü oldukça büyüktür. Çevirmen bunun bilincinde olduğu için bu tür yazın çevirilerinde çevirmene daha fazla iş düşmektedir. Buradan hareketle çevirmenin işini zorlaştıran ya da çevirmenin çeviri sürecini etkileyen sadece eserin yazınsal özellikleri değil aynı zamanda hedef kitlenin özellikleri de çeviri sürecine dâhil olmaktadır. Hangi türden bir çeviri olursa olsun çevirmen olarak eseri okuyup inceledikten sonra çeviri sürecinde ilk akla gelen  ‘‘ben bunu kendi dilimde/kültürümde/yazınımda nasıl ifade ederim?’’ sorusuna yanıt aramak olacaktır. Bu sorunun yanıtını ararken hem kaynak eserdeki biçime, biçeme bağlı kalarak hem de kaynak kitledeki etkiyi erek kitlede de uyandırmak önemlidir. Kaynak esere sadık/bağlı kalmak konusu çeviri bilimde yıllardır tartışıla gelen bir konu olmuştur. 

Toparlamak gerekirse, çeviri çocuk ve gençlik yazınının okurla buluşması, buluşup okurun özgür algısıyla reaksiyona girmesi çok karmaşık ve çok etmenli bir süreçtir. Bu süreç içerisinde metin içi kadar metin dışı etmenler de bulunmaktadır. Çevirmene düşen görevse tüm bu etmenleri tespit edip onları aşma yoluna gitmesidir. Aksi hâlde çeviri çocuk ve gençlik yazını gerçek hedef kitlesine ulaşamayabilir, ulaşmış olsa dahi metin dışı etmenler dolayısıyla çocuk ve gençlerin özgür algılamalarını etkileyebilir. Tüm bunlar olmadı, metin içi etmenler devreye girebilir, bunlar çevirinin işlevselliğini, estetik zevkini, eğlenceli olmasını ve öğreticiliğini ve aynı zamanda özgürleştiriciliğini kaybetmesine neden olabilir. Bu anlamda çevirmene düşen görev, çeviriyi tüm bu ortaya koyulan nedenler çerçevesinde dikkate alarak ve benzer problemlerin ortaya çıkabileceği düşüncesiyle gerekli çalışmayı yapmaktır.


KAYNAKÇA

ERTEN, Asalet (2009), “Fantastik Çocuk Yazını ve Çeviri”, Editörler: DURMAN, Derya ve KANSU-YETKİNER, Neslihan, Çeviribilim Dilbilim ve Dil Eğitimi Araştırmaları, İzmir Ekonomi Üniversitesi Yayıncılık, İzmir, s. 152-159.

KOCAMAN, Ahmet (2009), “Çocuk Kitapları Çevirilerinde Türkçe Kullanımı Üzerine Notlar”, Editörler: DURMAN, Derya ve KANSU-YETKİNER, Neslihan,Çeviribilim Dilbilim ve Dil Eğitimi Araştırmaları, İzmir Ekonomi ÜniversitesiYayıncılık, İzmir, s.231-236.

KOLLER, Werner (1979), Einführung in die Übersetzungswissenschaft, Heidelberg, Quelle&Meyer

KURULTAY, Turgay (1994), “Probleme und Strategienbei der kinderliterarischen Übersetzung im Rahmen der interkulturellen Kommunikation”, Editörler: Ewers H.H./ Lehnert G./ O'Sullivan E., Kinderliteratur im interkulturellenProzess. MetzlerVerlagMünchen, S.191-201.

NEYDİM, Necdet (2003), “Çocuk Edebiyatı”, Bu Yayınevi, İstanbul.

NORD, Christiane (1997), “Translatingfor a PurposefulAvtivity Functionalist  ApprochesExplained”, Manchaster: St. Jerome.


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları