Dar Geliyor..

DAR GELİYOR..

DAR GELİYOR

Güneş ağır ağır batıyordu. İçimde ki hüzün deryalarının dalgaları artıyordu. O engin dalgaların yükselişi ve çöküşü şakaklarımda olan basıncını daha da artışmış idi. Deli divane meczup gibi dönüyordum bir sağa, bir sola. Olacak iş değildi gönül coğrafyam bana dar geliyordu. Gayri sığmıyorum hiç bir yere. Uzandım divanın üzerine. Her gece uyuyup uykusuz kaldığım o divan da sahiplenmiyordu beni. Adeta ; git dercesine batıyordu. Kaburgalarım yüreğimi sıkıştırıp duruyordu ‘Sen buraya ait değilsin’ dercesine. Dar geliyordu bu yer, bu mekan, bu ad.. 

Baskın yemiş idim o gece. Teslim oluyordum adeta zebanilere. Karanlık zindanların zincirlerinin sesleri ile gözümü korkutanların kahkahaları ile belirli belirsiz bakıyordum etrafıma. Konuşmak istiyor iken lal edilmiş dilim bana neleri söylemem gerektiği ile alakalı ipucu veriyordu adeta. Doğruldum ve dikildim kırık aynamın karşısına. Beni bile bana yarım yamalak gösteren ayna artık o yarım kalmışlığı da göstermiyor idi. Düşman kesilmiş kainat bana. Nereye baksam zifiri karanlık. Vaziyet almış, karanlığın bekçileri bekliyor beni. Bu coğrafya bana dar geliyor.. 

Zihnimdeki hortuma kapıldı güzel düşlerim ve düşüncelerim. Dikta bir rejimin ezici tavrı ile bastırıldı tüm güzellikler. Bu güzellikler bana dar geliyor. 

Sıyrılmalı gayrı bu vahşetin içinden. Koşar adımlarla gidiyorum. Nereye gittiğimi bilmeden sadece koşuyorum. Soluklarımın artışı ve kalbimin göğüs duvarıma yaptığı o muazzam basınç ile kulaklarımın çınlaması adeta girmişti birbirine. Koşmaya devam ediyordum nereye gittiğimi bilmeden koşuyordum. Göz yaşlarım da gecikmedi bu maratona hemen dahil oldu hıçkırıklar eşliğinde. İpini koparmıştı gayri benliğim kimsesizlerin kimsesine mi gitmek istiyordum? Yoksa nihayetin zuhurunu mu bekliyordum. İnsan kendisinden koşar mı? Özünden uzaklaşır mı?  Gölgemden daha yakın idi bana içimdeki o hırçınlıklar. Gece güne dönerken bende dönüş yoluna geçtim. Yine sadece öksüz hıçkırıklar ve kimsesiz feryatlar kaldı bana. Bu kaçış, bu yakarış nereye kadar sürecek? Bu coğrafya bana dar geliyor. 

Kendimi teselli edercesine buruşmuş sigara paketimden çıkardım bir dal. Yanıyorduk beraber, kül oluyorduk beraber. O yandıkça ben tutuşuyordum. Saplanmıştım, tutulmuştum, unutulmuştum. Doğruldum aniden göz yaşımı silerken elimin karası yüzüme bulaştı. Suya vuran yansımama baktıktan sonra doğruldum başladım gülmeye; gülüşüm ve göz yaşım adeta kol kola girmiş beni ortalarına almış alay ediyorlardı.  Başımı kaldırıp göğe bakıp ; Tanrım ne oluyor dercesine bakıyordum. Tanrım kainat bana dar geliyor. 

Göğsümden çıkardığım kağıtlarım ve kalemimle bağdaş kurdum oturdum matemin huzurunda. Kalem beni yazıyordu ben ise sadece tutuyordum. Kağıt benden bahsediyordu ben ise sadece hiza veriyordum. Kelamlarım bana dar geliyordu. 

Satılmışların, alçalmışların, dalkavukların, mankurtların çepe çevre sardığı bu Coğrafya bana dar geliyor! 

Hainlerin, duygusuz ve düşüncesizlerin ördüğü bu kancıklık ağı bana dar geliyor!

Sahibinin karşısında dört dönen köpek misali; Yalakaların olduğu bu cihan bana dar geliyor! 

Bırakın beni benimle kalayım. Sahte gülüşlerden, sahte sözcüklerden, kahpe kelamlardan uzak. Bir ben, bir de ben.. 

ERTUĞRUL SUBAŞI 


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunları da görmek isteyebilirsin!