“Ölüler toprağa gömülür hatıralar yüreğe.”

Eğer çok paramız olursa Galata’ya çıkıp aşağıya doğru savuracaktık. Ceplerimi yokladım ve saçma bir hayal olduğunu düşündüm. Belki de İstanbul’a son bakışım. Önceki gibi Yeditepe’nin bir kısmına veda etmeyi düşünmüyorum. Bu şehir bizi beş parasız tanıdı. Zenginliğimle aldatamam onu hem Ünal olmadan olmaz. Aslında seni aşağıdan izlemek daha güzel. Ne haddime ki sana yukarıdan bakıyorum. Hezarfen kadar şanslı değilim. O kanatlarını taktığında selamını Üsküdar almıştı.  Ben şimdi selam söylesem…

Fiyakalı şehrimin asil adımları geride kalmış, yirmi yıl kadar. Alıştım yokluğuna. Yinede kalamam bu şehirde. Ayağa kalktım ama bu kadar o.. çocuğunun olduğu yerde ayakta kalmak zor oldu işte. Gökyüzü bile artık huzur vermiyor basık tavan gibi üstüme geliyordu gezegen. Düşüncelerim kadar kalabalık, bilinçaltım kadar karışık bir günde insanların birbirleriyle yarış edercesine bir o yana bir buyana koşturduğu, bin yıl düşünsem aklıma gelmez deyiminin vücut bulduğu milenyumda yalnız kaldım.

Caddenin mi başımın mı döndüğünü teyit ediyorum. Altın dişiyle gülümsüyor çiçekçi kadın,kentin tozlu caddelerinde yürümeye devam ediyorum. Bu kez geleceğe umut fısıldayan piyangocuda duraksıyor adımlarım. “Belki sana çıkar.” Diye hayal satıyor. Karanlık tünelde bir ışık.

Çiçek sevmezsin biliyorum, adettendir. Şöyle.. Baş ucuna bırakıyorum. Neredeydim değil mi? Yirmi yıl olmuş. Nasıl anlatılır bilmem. Terk edilmiş bir güvertede dalgaların alıp götürmesine razı geldim fakat İstanbul beni istemedi. Yenecektik sözde. Yarım kaldı işte, belimde emanetin, aklımda planların…

Varlığı teselli olan başıbozuk kadar güçlü bir adam böyle gitmemeliydin. Şizofrenim seni büyütmek için yeterliydi. Buna dur demek adına can dostumu alan bu şehri terk ettim. Yok Ünal ağlamıyorum oğlum. Görmüyor musun gözlüklerimin camlarından sarkan yağmur damlalarını? Hem toprak da severmiş rahmeti. Başlarda gizli gizli ağladım doğru. Ağladıkça açılırım zannettim, daha da kapandım. Kimseyi dinlemedim senden sonra fabrikanın pazarladığı bu kültürü takmadan, önüme çıkanlara bakmadan yürüdüm. Bu arada yazdıklarım para ediyor artık.

Sahaflara uğradım sana gelmeden. Tozlu raflar tezgah altına saklanmış. Keşke sen de olsan“yine mi kitap? Ne bahşiş bıraktın bu sayfalara.” Diye söylensen ama sana bir şey söyleyeyim artık eskisi gibi değil hiçbir şey. Faili meşhur cinayetlere, ekrandaki saçmalığa göz yumanlarla dolu etraf. Katil p.çlerin bayramlık tıraşlı halleriyle giydikleri takım elbiselerinin ne uğruna iyi haller almalarını sağladığını görmediğin için şanslısın.

Herkesten,her şeyden kaçıyorum. Önce senin için İstanbul’dan sonra küçük bir kız çocuğu için A’dan kaçtım. Ben artık cesur olmak korkularımla yüzleşmek istiyorum. Bu namussuzlar dolaşmaya devam edecek biliyorum. Yeni yıldan dileğim; kötü bir insan olmak istiyorum biraz da cesaretli.

Bir daha ne zaman gelirim bilmiyorum. Bana kızma. Ben sana hiç kızmadım beni bırakıp gittin diye. Şimdilerde gerçeklerden uzak bir kasabadayım. Ruhum yalnızlığına kederleniyor. Mafyaya bulaştım. Zira şu sıralar mısralarımın haracını yiyen biri var, bunu bilesin. Eczacı, yaralarımı saracağa benziyor.


interactive connection




interactive connection

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunlarıda görmek isteyebilirsin!