Heykelin omzuna tıklattı.
478
okunma

Çeşitli heykellerle peyzaj yapılmış bir park… Çınar ağaçları… Gölgeler… Etrafa yayılmış gülen, konuşan, oynayan heykeller… Merakla fotoğraf çeken, çekilen insanlar… Önde lise çağlarında iki kız arkalarında orta yaşın biraz üzerinde kadınla adam… Yavaş adımlarla yürüyorlardı. Güvercinler kendilerine yaklaşan ayakları fark edince havalandılar. Kadın heykellerin önünden geçerken keyifle ayrıntıları görmeye çalışıyor, adamın tavırlarından sıkıldığı anlaşılıyordu. Kızlar kendi aralarında konuşurken adam patladı “Bir pazarımız var geldiğimiz yere bak!” Kızlardan uzun boylu olanı “Baba, serginin bugün son günü, hem,” derken adam öfkeyle “Hem dersin tabi, neymiş efendim heykeltıraş olacakmış. Tıraşı bırak kızım, tıraşı.” Kadın adamın koluna girdi. Sakin ses tonuyla “Demir, ağzımızın tadı kaçmasın. Evde konuşuruz.” Adam kadına döndü. “Senden mi öğreneceğim nerede ne konuşacağımı. Zaten saçma fikirleri kızların aklına sokan sensin.” Gürültüye doğru çevrilen başlar, fısıldaşmalar… Kız bakışları üzerinde hissetmiş yanakları al al olmuştu. Kulakları uğulduyordu. Hızla ailesinin yanından uzaklaştı. Kardeşi peşine takıldı. Adam parmağını sallaya sallaya “Ressamımız eksik kalır mı. Terbiye fukaraları!” Bağrışlardan çevredekiler huzursuz olmuş dağılıyorlardı. Kadın adamın kolundan çıktı. Sitem dolu bir bakış atıp kızlara doğru koşturdu. Adam yürürken bir yandan söyleniyordu. “Dünyanın çivisi çıkmış.” Bankta tek başına oturan heykeli görünce  “Bacaklarım koptu,” deyip yanına ilişti. Bir süre daha mırıldandı. Sustu. Sağa sola bakındı. Heykelin omzuna tıklattı. “Kimse yok heykel efendi.” Şappp! Heykelin başı üzerinden burnuna akan beyaz sıvı… Adam gülerken Şappp!


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunları da görmek isteyebilirsin!