Kurumuş ağız… Buz kesmiş avuçlar…
258
okunma

Boş caddeler… Kapalı mağazalar… Dezenfekte aracı… Koruyucu elbiseli çalışanlar hortumla kaldırımları yıkıyorlardı. Kapüşonlu mont giymiş yüzü maskeli adam aracın yanından geçip devam etti. Elleri ceplerinde… Sağ pantolon cebi şiş… Yumruğunu çıkarıp açtı. Ufak bir kağıt parçası… ‘Un, yağ, bulabildiğin bakliyat.’ Kıpırdayan dudaklar… Kâğıdı buruşturup attı. Arka cebinden telefonunu çıkarırken ara sokağa saptı. Dar, uzun, ıssız… Yürürken başını kaldırıp bakışlarını iki yanda yükselen duvarların üzerinden gökyüzüne çevirdi. Diğer eli kapüşon cebine gitti. Bluetooth kulaklık… Kulaklarına uçları yerleştirip radyoyu açtı. Yolu üzerinde duran güvercinler kendilerine yaklaşan adamı fark edince havalandılar. ‘İşten çıkarmalar,’ Arkasından yaklaşan adımları hissedip durdu. Başını çevirdi. Boş sokak… Yürümeye devam etti. Hızlandı. Kanalı değiştirdi. ‘İspanyada marketler yağmalanıyor,” Arkasında adımlar hızlandı. Hızlandıkça temposunu yükseltti. Bir başka kanal ‘Almanya’da yeni ölümler.’ Adımlar daha da yaklaşınca aniden durup arkasına baktı. Nefes nefese kalmıştı. İnip kalkan göğüs kafesi… Güvercinler alçalarak yere kondular. Endişeyle açılmış gözler… Yürüdü. Kaygıyla kanalı değiştirdi. ‘Virüs üst akıl tarafından geliştirildi.’ Adımlar topuklarına değdi değecek… Kurumuş ağız… Buz kesmiş avuçlar… Kulaklarından uçları çıkardı. Sokak bitti. Caddeyi geçerken bir önüne bir arkasına baktı. Boş sokak…


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunları da görmek isteyebilirsin!