“Günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü” olan Şeker Portakalı ile 21. yüzyıl insanının yalnızlığını küçük Zeze ile anlatmıştır Vasconcelos.

Zeze kardeşlerinden ve dahi babasından sevgi ve şefkat görememiştir. Ama bu sevgisizliğini içselleştirerek içine kapanmamış ve her insana öncülük edebilecek bir çocuk olmuştur. İçindeki şefkat yoksunluğunu kendisine baba olarak seçtiği Portuga ile gidermek, yalnızlığını ise küçük bir portakal ağacı ile doldurmaya çalışmıştır. Sadece ailesi tarafından değil tüm çevresi tarafından hor görülmüş ama çok küçük yaşta okuma öğrenmesi ve daha beş yaşındayken okula başlaması ile ilgileri üstüne çekmiştir. 

Zeze yaşadığı tüm merhametsiz ve sevgisiz olaylar içerisinde umudunu asla yitirmemişti.Günün birinde her şeyin düzeleceğine inancı tamdı. Ama bir şeyi düşünmemişti. Her şey yoluna girdiğinde kırılan kalbini onarabilecek miydi?  

Yerinde durdurulamaz bir çocuk olan Zeze bir gün kaza geçirir ve onu gören bir Portekizli ona yardım eder. Zeze'yi arabasına alan Portekizli onu eczaneye götürür. İlk defa arabaya binen Zeze ayağının acısını unutmuştur bile. Portekizli ile arkadaş olan Zeze ona Portuga ismini verir ve onu babasının yerine koyar. Bir gün Portuga'nın kaza geçirdiğini ve öldüğünü duyunca dünya Zeze için durur. Bundan sonra çok hastalanan Zeze bir de evlerinin arka bahçesinden yol geçeceğini ve yalnızlığını giderdiği şeker portakalı ağacının kesileceğini öğrenince daha da kötü olur. Tüm bu olayların üst üste gelmesi ve ailesinden hatta çevresinden ilgi görememesi Zeze'nin küçük kalbini iyice yıpratmıştır. Hastalandığını duyan tüm ailesi, arkadaşları, komşuları yanına ziyarete gelirler. Bu duruma Zeze sevinse bile kırılan kalbi artık düzelmeyecektir.  

Yazar JoseMauro de Vasconcelos kendi imkânsızlıklarını ve her şeye rağmen umudun hep varolduğunu küçük Zeze ile okuyucusuna anlatmıştır.   


MÜVERRİH


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)