İskender Pala. (2011). Güldeste. İstanbul: Kapı Yayınları.

Selâm

“Hilmi Yücebaş anlatıyor:

Şair İbnürrumî’nin iğneli dilinden bıkan hükümet reisi, onu davet ettiği bir ziyafette zehirletir. Zeki şair, zehirlendiğini anlayınca meclisi terk ederken emir ile aralarında şu konuşma geçer:

- Böyle birdenbire kalkıp nereye gidiyorsun?

- Gönderdiğin yere.

- Bizim pedere selâm söyle!

- Cehennem’e uğrayacak değilim” (Pala 2011: 3).

Bu kitapta, Türk ve dünya –daha çok Türk- tarihine ve edebiyatına damga vurmuş bugün hepimizin bildiği, okuduğu ve hayranlık duyduğu simalara ait küçük anekdotlara yer verilmiştir. Bir solukta okuyup bitireceğiniz ve her bir anekdotun kısa kısa yer aldığı sizi sıkmayacak; keyifle okuyabileceğiniz, herkese anlatıp gülümsetecek hikâyelerin olduğu güzel bir kitap.

İSKENDER PALA - GÜLDESTE

İSKENDER PALA - GÜLDESTE

Kitabın adı: Güldeste

Kitabın Yazarı: İskender Pala

Yayınevi: Kapı Yayınları

Yayın yeri: İstanbul 

Yayın tarihi: 2011

Baskısı: 8. Baskı

Sayfa sayısı: 211

Künye: İskender Pala. (2011). Güldeste. (8. Baskı).  İstanbul: Kapı Yayınları.

Kitabın Genel Özellikleri

- Kitap, 163 başlıktan oluşmuştur. Çoğu yer alan şiirler ve dizeler dışında hepsi kısa anekdotlardan oluşmaktadır.

- “Sunuş” ve “Giriş” yazılarından sonra asıl hikâyelerin anlatımına başlanmıştır.

- Kitabın sonuna bir sözlük ve kaynakça eklenmiştir.

- Kitapta; Fatih Sultan Mehmet, Ahmed Paşa, Yavuz Sultan Selim, Bâkî, Hevâî, Zâtî, Kemalpaşazâde, Nef’î, Nâbî, Ragıp Paşa, Haşmet, Vehbî, Namık Kemal, İskender, Aristo, Abdulhak Hamit gibi daha birçok ünlü isme ait anekdotlar yer almaktadır.

İskender Pala, kitabın “Sunuş” kısmında şu ifadelere yer vermiştir: “Şiir, görülmez; ancak kalbe doğabilir. Kalpleri titreten de, çizik çizik eden veya süsleyen de bir hissin ilhamıdır genellikle; bir zamanın akışı, bir ruh sıkıntısı yahut bir hazzın coşmasıdır. Heykel gibi, resim gibi bütüne dayalı bir sanata dönüşüveren bu küçük kitap, edebiyat dünyasında ünlü olmuş simalara ait, orada burada rastladığımız küçük anekdotların derlemesinden ibarettir. Büyük insanların şakaları, konuşmaları, hatta küfürleri de büyüktür. Eskilerin “Taşı gediğine koymak” dedikleri birtakım espriler ise konuşma ânında birdenbire kalbe doğan bir ilhamın ürünleridir. Manzum olsun, mensur olsun konumuzun ağırlık noktasını oluşturan bu esprilerin birçoğu düşünülerek ve planlanarak söylenmediği için, gerçekten büyük sözler olarak kabul edilirler” (Pala 2011: XI).

Kaynakça

İskender Pala. (2011). Güldeste. (8. Baskı).  İstanbul: Kapı Yayınları.


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları