Hayatın kapısını açan Dildir

Cephanemiz: Düşünceler vekelimelerle oluşan “dil”

 İletişim, konuşmak, düşünmek. Kâinatın gelişme süreçlerine kadar mütemadiyen görülen semboller yaratılırken,bu semboller dil yardımıyla kitlelere ulaşmıştır. Dil zaten başlı başına birinci düzeyde münakaşa aracıdır. “Düşünüyorum o halde varım” diyen Descartes’in ifadesini somutlaştıran esasen dildir. Yalnız ve yalnız düşünce tek başına hayal olur. Siz onu karşı cinse veya hem cinsinize söylemlerinizle manalı haline getirirsiniz. Birey olarak bizler şayet düşünce ufkumuzun genişlemesi için uğraş veriyorsak, o dilin kelimelerini ve imkânlarını iyi bilmeye bağlıyız.Dil ve düşünce hatta kelimeler, bir kâğıdın iki yüzü misali birbirinden kopmayan bağlantı silsilesidir. Siyasi ve içtimai ahali için,  uluslar üstü iktidar sahipliğini elde etmenin ilk basamağı dil merkezinden geçmektedir. Kendi öz benliğimiz açısından eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ancak bu yöntem izlenerek olumlu neticeye varılır.

Dilin en önemli fonksiyonlarından biri de kültüre katkısıdır. Araştırmalar, filologlarca yürütülen çalışmalar dille beraber kültür hassasiyeti oluştuğunu belirtir. Bizim kültürümüzün mazide yoğrulan mayası hakikati yansıtıyor. Çeşitli çeşitli kelimeler yazın geçmişimize zengin ve bol hüviyeti kazandırdı. Örneğin, bir mutfağı düşünelim. Eğer, yiyecek malzemelerimiz yeterli/çok fazla bulunmuyorsa kısıtlı sayıda yemek yapılır. Bilgi de böyledir; kafa dolu ve kelime hazinesi zengin olacak ki yerli yerine kullanabilesiniz. İşte bu izlenilecek yollar ile edebiyat ve tarih bilinci ve öğrenimi rahat olabilsin.Evet sahip olunan erkin cephanesi dil, dil..Kısacası dil; sokaktır, alışveriş merkezleridir, eğitim yuvasıdır. Ancak bizim karakterimize yönelik keskin ipucudur.

Bakınız, Tarık Buğra dilimiz için hangi hususlarınaltını kalın harflerle çiziyor: “Türkçeyi doğru ve güzel konuşanlara teyp ve bantlar götürülüp güzel,seviyeli, dolgun ve doğru içerikli yazıları metinleri okutup kaydetmek ve bubantları okul adedince çoğaltıp her okula bir ders malzemesi olarak sunmak.Böylece gelecek nesiller doğru konuşmayı ve düzgün Türkçe'yi öğrenmiş olacaklar”. Hiç de fena olmayan bir fikir diyebiliriz.

Dehamız mıdır bizi kurtaran? Yoo… Biz güzel yazanlar sayesinde erdik Türkçe’mize. Bilmem anlatabildim mi? Türkçe’yi,  uzmanları dahil hiç bir kimse değil, ancak ve ancak soylu edebiyatçılar kurtaracak ve geliştirecektir. Şimdiye kadar ve bütün dillerde olduğu  gibi(Tarık Buğra-Düşman Yaratma Sanatı).


Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları