Sükûta vakfedilmiş dilsiz hallerimizin, telaffuz edilebilir en müstesna kelimesidir yalnızlık.

Sükûta vakfedilmiş dilsiz hallerimizin, telaffuz edilebilir en müstesna kelimesidir yalnızlık.

Söylesene;ben birikmiş hangi derdin kırkta biriydim de, beni yalnızlığa zekât diye verdiler?

Sokaklar dolusu insan ve insanlar dolusu yalnızlık...

En çok da, yalnızlık fikrinin kalabalığında kayboluyoruz...

Matarasında insan taşıyanlar vardır!Kalabalıklar içinde yalnızlıktan susadıkları zaman bir yudum almak için…

Yalnızlık denizine bir taş at;sessizlik dalga dalga çoğalarak gelsin.

İçimin kalabalığıyla baktım yalnızlık aynasına…

Yalnızlık’ın dördüncü hecesindeyim.

Sükûta âşık kelimeler vardır: Kimsesizlik, yalnızlık ve şairlik gibi…

Adı yalnızlık olan ne varsa…

Yalnızlık üçe ayrılır: Duyulan,bilinen ve öğrenilen…

Helal olsun diyorum ve bu şehrin yaşattığı yalnızlık duygusuna şapka çıkarıyorum.

Yalnızlık; insanın kendisini aklı ile yüreği arasına hapsetmesidir.

Hangi taşı kaldırsam içimde,altından yalnızlık çıkıyor.

 İçimin hep yalnızlığa çıkan sokaklarında dolaşıyorum.

Başkalarının yalnızlığında kaybolmak, içimizde bulamadığımız bir şeyi dışarıda aradığımızda başlar.

Ne olsun? Yalnızlığım kimsesizliğimle kavga ediyor, ben de sessizliğimle oturmuş onları izliyorum.

Yalnızlığın;yürüdüğümüzde ayaklarımızın altında, durduğumuzda da başımızın üstünde yeri vardır.

Bizi yalnızlığımıza kavuşturanlar için bir ömür saygı duruşu…

Yalnız olmak için, önce yalnızlığın celâlini, sonra kemâlini, en sonunda da cemâlini geçmek gerekir.


interactive connection






pratik edebiyat el kitabı



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları