Yüzünde ki kırışıklar dile geliyordu…
0
0
1,218
okunma

Camdan süzülen güneş ışığının aydınlattığı salon… Oturma grubunun üçlü koltuğuna uzanmış orta yaşlı bir adam… Göz bebekleri kıpır kıpır, her yeri hareketsiz… Salona ilkokul çağında kız çocuğu girdi. Adamın karşısındaki televizyonu açıp tekli koltuğa oturdu. Yanındaki sehpadan kumandayı aldı. Değişen kanallar… Türlü türlü çizgi filmler… Kapı eşiğinde elinde tepsi bir kadın belirdi. Gözü çorba kâsesinde… Üçlü koltuğun kolçak yanında duran tekerlekli sandalyeye ayağı takılınca dengesini kaybetti. Bir miktar çorba tepsiye döküldü. Öfkeyle “Kızım, çek şu sandalyeyi bir köşeye!” Kadın tepsiyi küçük bir masaya bırakıp adamı dikleştirdi. Sıkıntısı yüzünden okunuyordu. Tepsiyi kucağına aldı. Gözü televizyona kaydı. Kâsede gezinen kaşık… “Aç kızım aç, haberleri aç. Bizim eve başka türlü bayram geleceği yok zaten.” Kız adama baktı. Yüzünde ki kırışıklar dile geliyordu… ‘Aldırma kızım, üzülme sen.’ Kadın bir kaşık çorbayı adamın dudaklarına değdi değecek yaklaştırdı. Adam ağzını açmaya çalışırken ileriye uzattığı dudakları kaşığa çarpıp çorbayı üzerine döktü. Kadın bir televizyona bir kocasına baktı. “O da adam bizimki de adam!”  Ekranda belediye başkanı koltuğunda gülümseyen bir çocuk… Hemen yanında gazetecilerle hoşsohbet eden belediye başkanı… Adamın gözleri doldu. Kız kumandayı bırakıp kalktı. Tekerlekli sandalyeye oturdu.


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunları da görmek isteyebilirsin!