İnkar etmiyorum bazı zamanlar zor oldu ama en nihayetinde kabullendim. O da böyle seviyor dedim. Diyebildim. Dememe izin verdin. Kendimi avuttuğumu bilmiyordum. Tabiki öğrenecektim. Sen canımı acıta acıta öğretecektin.

Usulca kalemi eline aldı kadın, son günlerdeki en aklı başında hareketi bu olmalıydı. Dağınık saçlarını üstünkörü bir şekilde kalemle topladı. Tiftik tiftik olmuş hırkasının kollarına baktı. Onların da kendisi kadar bezmiş olduğunu görünce içine sebepsiz bir rahatlık çöktü. Sanırım bu onun yalnızlık hissini bir nebze azaltıyordu. Yaklaşık 3 haftadır değiştirmediği çarşaflarına baktı, beyazdan kreme evrilmişlerdi. Annesi görse şimdi ne çok kızmıştı. Neyse ki göremeyecek kadar uzaktaydı. Aileden ayrı yaşamanın sayılı avantajlarından diye geçirdi içinden.

Haftalardır bir selam vermek için bile uğramadığı çalışma masasına göz attı. Boş çay, kahve bardakları ve müsveddeler dışında işe yarar pek bir şey yoktu. Masanın alt kısmında belli başlı iş dosyalarıyla dizdiği deftere gayriihtiyari bir şekilde gözü ilişti. Bu ne zaman bunalsa, daralsa, konuşacak kimsesi olmasa derdini döktüğü defteriydi. Senelerdir ona da küsmüş tek kelime bir şey yazmamıştı.  Ama yanından da hiç ayırmamıştı. Yazdıklarını okumaya başladı.

‘’Acı çektiğim günlerin sonunda emin olduğum tek bir şey var. Beni sevmemiş, sevmeye yeltenmemiş bile olsan asla unutamayacaksın. Eminim buna ve hatta kesinliğinden şüphe duymadığım tek şey bu. Çünkü ben seni sevdim.Gerçekten sevdim. Kalbimle, ruhumla, benliğimle kısacası her şeyimle sevdim. ‘’

Kafasını defterden kaldırdı kadın. Ne garip seneler geçse de bazı hisler hiç geçmiyor dedi kendine. Tarihe baktı kadın kasım 2009. Tamı tamına 6 yıl geçmiş üzerinden. Bu 6 senede saç rengi, yaşadığı şehir ve hatta ülkenin cumhurbaşkanı bile değişmiş ama hissi hiç değişmemiş. Bu garip ve yersiz süregelmişliği o anlık boş verip okumaya devam etmeye karar verdi.

‘’Heyecanlanınca gözlerini kaçırmanı, teselli edemeyip uzunca gözlerimin içine yapamıyorum ama anlıyorum bakışını, normalde hiç kalkmadığın sandalyenden ben evine geldiğimde kalkıp peşimden bütün odalara gelişini, çoğu zaman anlamsız hırçınlığını ve hatta sevgini diğer insanlar gibi aktaramayışını bile sevdim. Ne ahmakça fakat sende seviyorsun sandım. Bunları sadece seven biri yapabilir dedim. İnkar etmiyorum bazı zamanlar zor oldu ama en nihayetinde kabullendim. O da böyle seviyor dedim. Diyebildim. Dememe izin verdin. Kendimi avuttuğumu bilmiyordum. Tabiki öğrenecektim. Sen canımı acıta acıta öğretecektin.’’

Çalan zilin sesiyle istemese de başını defterden kaldırdı kadın. İsteksiz adımlarla kapıya doğru ilerledi. Delikten baktı, kargo gelmişti. Yeni sipariş ettiği kitaplar gelmiş olmalıydı. İmza fasıllarını geçtikten sonra kargoyu alıp odasına geçti. Hemen defteri alıp kaldığı yerden devam etmek istiyordu.


interactive connection






pratik edebiyat el kitabı



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları