** Düşmanın asık suratlısından değil, güler yüzlüsünden çekinirim.
** Borç alanın da borç verenin de kafasında aynı soru vardır: Borç ödenebilecek mi ödenemeyecek mi?

 

** Büyük olmaya çalışıp da büyük olanı görmedim, küçülene ise hep rastlıyorum.

** Define avcısı değilim; ama onlardaki umudu isterim. Çünkü kazarlar, kazarlar bir şey bulamazlar. Gene kazarlar, kazarlar; bulamazlar… Buna rağmen bulacaklarına dair umutları hep vardır.

** Kullanılmayan güç, güç değildir. Gücün varken kullanmazsan, güçsüz kaldığında sana karşı mutlaka güç kullanılacaktır.

** Eşek, eşekliği kabullenmese sen onun sırtına semer vurabilir misin?

** Gevezeyi susturmanın tek bir yolu vardır: Ondan daha geveze olmak.

** Falanca ya da filanca kişi olmaya çalışma. Kendin ol, yeter!

** Gizemli bir olayı normal bir dille anlatamazsınız, gizemli bir üslubunuzun olması gerekir.

** Hayaller seni kovalamaz, sen onları kovalayacaksın.

** Düşürüleceğini bildiğin halde, tedbir almadıysan; seni düşürenlere kızmaya da hakkın yoktur.

** Düşmek isteyeni tutmaya çalışırsan, seni de düşürecektir.

** Hilebaz, görünmeyen adam numarası yapmaya çalışan beceriksiz bir sihirbaz gibidir.

** Düşmanın asık suratlısından değil, güler yüzlüsünden çekinirim.

** Borç alanın da borç verenin de kafasında aynı soru vardır: Borç ödenebilecek mi ödenemeyecek mi?

** Şu yeryüzüne, başkalarının çıkarı için mücadele eden kaç kişi gelmiş?

** Çarenin ne anlama geldiğini, sana en iyi anlatabilecek olan bir çaresizdir.

** Dikkatin önemi, dikkatsizlik başımıza bir iş açtığı zaman anlaşılır.

** Uyumayı çok mu seviyorsun? Öyle bile olsa uyan artık. Çünkü ileride zaten hep uyuyacaksın.

** Yükünü taşıyabiliyorsan sen taşı, başkalarına yük olmasın.

** En ağır hakaretlerden biri de, küçük işleri büyük adamlara yaptırmaktır.

** Seni aradım, aradım; yıllarca aradım. En sonunda buldum; ama bulduğum meğerse sen değilmişsin!

** Omuzlarındaki yük ağır geldiyse birazını kafana at; daha sonra da kafandakileri uygun bir yere boşalt.

** Cebindekilerin farkına varınca, cebine de koluna da girecek el çoğalır.

** Cevabı bir ömür boyunca aranacak soru: Ben kimim?

** Dilencilik; vermeyi hiç bilmeyip, istemeyi çok iyi bilmektir.

** Marifet olgunlaşan meyveyi düşürmek değil; düşmeden koparabilmektir.

** Bazen gölgen seni, bazen de sen gölgeni takip edersin.

** Yolcu var mı yok mu diye düşünme; sen yolu hazırla. Nasıl olsa bir gün mutlaka geçen olur.

** Aldanmasanız da bazen aldanmış gibi yaparsanız, sizi aldattığını zanneden kişinin açıklarını görebilirsiniz.

** Bir alışkanlıktan kurtulmanın yolu, bir başka alışkanlıktır.

** Altınla tartılan, altınla bedel ödemek zorunda kalır.

** Kimine kulübesi saray gibi görünürken; kimini de sarayı cehennem gibi gelir.

** Fırsat gelip de seni bulmaz, sen fırsatı arayıp bulmalısın.

** Fikrin varken söylemezsin; fikrin yokken ise susmayı bilmezsin.

** Eli boş dönen avcıyı, kimse karşılamaz.

** Bazen şaşırırız; gül yerine taş, taş yerine gül atarız.

** Takasa dönüşmüş olan hediye alış verişine hayır!

** Çamura battığı için yakınıyor, oysa kendi çamurdan daha kirli.

** Özürlü mala, özürlü müşteri bulunur.

** Her yeni fikir değerli, her eski fikir de değersiz değildir.

** Her saldırganlığın öncesinde, mutlaka bir engellenme vardır.

** “Tavuğu kesersen etini bir kere yersin biter; kesmezsen yumurtasını aylarca hatta yıllarca yiyebilirsin.” Desem, tavuklar bana teşekkür ederler mi?

** Uyurken gördüğümüz rüya, uyanıkken yaşadıklarımız gibi gerçektir.

** Her şeyi bilemezsin, ama buna rağmen gene de her şeyi bilmeyi isteyebilirsin.

** Bir söz bir anınızı, bir gününüzü, bir ömrünüzü değiştirebilir.

** Önemli sandığın şeyin önemsiz olduğunu anladığında hayal kırıklığı yaşamak istemiyorsan, hiçbir şeye fazladan önem verme. Bırak her şey kendi öneminde kalsın.

** Anlaşılmaz olmak isteyenleri, doğrusu anlayamadım!

** Bazı bitiremediklerin, bir gün gelecek seni mutlaka bitirecektir.

** Daha fazla, çok daha fazla istemiyorum. Olan bana kalsın yeter. Hatta olanın da bir kısmından vazgeçmeye bile razıyım.

** Ben yaptım, ben beğendim, ben seçtim, ben kaçtım, ben nefret ettim, ben aldattım, ben günah işledim; var mı ötesi?

** “Telefonun dinleniyor.” Dediler. Çok sevindiğimi söyleyince hayret ettiler. Gerçekti söylediğim, çünkü artık hiç olmazsa bir dinleyenim vardı.

** Canımı sıkan her şeyin önce canını sıkacağım; olmazsa canını çıkaracağım.

** Bozan başkaları da olsa, yaşamanı düzeltecek olan gene sensin.

** Rüzgârın kabadayılığı dalgalarla boğuşan gemiye söker; bir tek parça bile koparamadığı yalçın kayaya ise selam verir geçer.

** Eskiden bilmezdim, güvendiğim biri bana öğretti. Neyi mi? Güvenmemeyi!

** Uçmak istiyor, oysa yürümeyi bile bilmiyor…

** Kuzunun kurda emanet edilemeyeceğini bilirsin de, körpecik dimağların köhneleşmiş kafalara emanet edilemeyeceğini neden bilmezsin?

** Kişiliğinle ilgili bir tarafın yükseliyorsa, mutlaka bir başka tarafını alçaltmalısın. Mesela bilgi-kibir, sevgi-gönül, makam-hırs gibi…

** Alan eziktir, alan boynu büküktür, alan en azından mahcuptur. Değil mi? Öyleyse sen hiçbir şey almamışsın!

** İçindeki güneş doğmuyorsa bekle de ay ışısın.

** Hiçbir şey yapmadan duranları kutlarım; çünkü onlar dünyanın en zor işini başarmışlardır.

** Vedalaşmada bir kutsallık sezinlerim nedense!

** Hayvanları aşağılayan aşağılık varlıklardan, kendimizi sakınmalıyız.

** Küçücük adamlar büyük büyük laflar ederken, büyük adamlar küçücük ama etkili laflar söylerler.

** Yol yolcuyu umursamıyor diye, yolcu da yolu umursamazlık edemez.

** Hakikati arama, hakikatin peşinden koşma; çünkü ona ulaşmak için sadece elini uzatman yeterlidir.

** Yıkık, dökük bir evden sapasağlam güzel bir insan çıkarken gördüğümde, aklıma süslü püslü villadan çıkarken gördüğüm kişiliği bitmiş bir insan geliyor nedense…

** Hayallerimi yitirdiğim gün, cenaze namazımı kılabilirsiniz.

** Sözü kısa olmayanların dilleri uzundur. Bunlara da “geveze” denir.

** İnsanlara “Kimi bekliyorsun, ne istiyorsun?” diye sorulduğunda, çoğunun vereceği cevap “Bilmem!” olduğu halde, bu bilmeyenler gene de bekleme ve istemelerini sürdüreceklerdir.

** Sen başkasının bahçesine izinsiz girdiysen, kendi bahçen için mutlaka bir bekçi tut.

** Başkalarının sahip olduklarıyla ilgilenirsen kendi sahip olduklarının farkına varamazsın, değerini anlayamazsın.

** İşimize yarayan ota sebze, yaramayana da yabanî ot demişiz. Yani otta bile bölücülük yapmışız.

** Seni dinleyecek çok kişi buldun diye sevinme, çünkü dinleyenlerin acaba kaçı seni anladı bilemezsin!

** Alışkanlık dediğimiz şey, neden yaptığımızı bilmediğimiz, yapmaktan da bir türlü vazgeçemediğimiz birçok davranıştır.

** Yalan bombası, gerçeğin heykelini yıkamaz.

** Karanlığı aydınlığa dönüştüren bazen ışıksa, bazen de bir çığlıktır.

** Bir an hayatımızdaki dertlerin, üzüntülerin tamamını attığımızı düşünelim; geriye kalanların ufacık bir şey olduğunu görürüz!

** Nedense her batan gemiden kurtulanları bekleyen, ıssız bir ada vardır.

** Çiçeği sulayanla koparan aynı olamaz.

** Gerçek değerin tükettiğin kadar değil, ürettiğin kadardır.

** Kendisi değişemeyenler, başkalarını değiştirmeye uğraşırlar.

** Ruh; istekleri yerine getirilmezse, oynamasına izin verilmediğinde ya da gezmeye götürülmediğinde hırçınlaşan küçük bir çocuk gibidir.

** Bağnazlıkla mücadele etmezsen, sen de bir bağnazsın demektir.

** Hayal gücünü kullanmadan, içindeki zenginliği fark edemezsin.

** ”Konuş benimle.” Diyor; ancak ben değil, o konuşuyor.

** Bir kale kapısından girdin diye güvendesin zannetme; bir kalbe girdin diye de kalıcısın zannetme.

** Hayallerini kovmaya çalışan, boşu boşuna ruhunu yorar. Kovuldu zannedilen her hayal, sonradan daha da güçlenerek geri döner.

** Bazen uzaklaştığın nokta, vardığın noktadan daha da önemli olabilir.

** Beni tanıyamamış olmandan şikâyet etme! Beni ben bile tanıyamıyorken, sen nasıl tanıyacaksın?

** Gökyüzü sarhoşun ayakları altındadır, ama yeryüzü de kafasının üzerindedir.

** Arkasından gidilen arkasındakilerden de sorumludur; arkadan giden ise sadece kendinden. Buna göre gideceğin yeri sen seç!

** Ders veren arttıkça ders alan azalıyor; azaldıkça tam tersine artıyor. Ne garip bir durum!

** Sudaki görüntüsüne hayran kaldı, aynadaki görüntüsünden sonra ise düşüncesini değiştirdi!

** Yolu yokmuş, dağın umurunda mı?

** “Halkın seviyesine in!” telkinini vereceğinize “Halkın seviyesini kendi seviyene yükselt!” desenize.

** İkiyüzlülükten yakınıyordu; demek ki daha henüz yüzsüzle karşılaşmamıştı.

** Bir şeyi kafana boşuna takıyorsun. İnan ki o şeyin seni taktığı falan yok.

** Ben diyorum “seviyesiz”, sen ise seviyesine inmemi söylüyorsun. İyi de, nasıl olacak bu iş?

ORUÇ BABA


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları