Herkese merhaba. 2017 senesinde başladığım ve 9 eylül 2018 tarihinde bitirmiş olduğum romanı aydan aya kâbil olduğunca sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz...

Perşembe

“Yıldızlar çok güzel. Muhteşem hem de pek mücellâ... balıkların, aya ve yıldızlara mecnûn olmasına şaşırmamak lazım. Fakat yıldızlar ve ay denize gölgesini bırakarak neyi ihsas ediyor? Yoksa bu garam eflâtuni değil, karşılıklı mı? Pek acayip bir görsel... ah, evet... işte orada bir yakamoz var! Balıklar hayallere tutsak, gölgelerle avutuyor kendini... gökyüzü gölgesinin üzerindeki yakamozlarla tadıyor aşkı... uzaktan bile olsa...”

Melek, masum, donuk bakışlarını karşısındaki toz pembe rengindeki duvarda asılı duran tablodan ayırdı ve elindeki muma odaklandı. Mumun şûlesi yükseldikçe, çehresi aydınlanıyordu. Dimağı, alevi izleyen bakışlarından tamamen farklı bir dünyada farklı melodilerle muhat durumdaydı. Yalnızlığın, kendine acımak duygusuyla raks ettiği bir melodi, sâmia-hıraş bir vaveyla gibi elîm ve zulmetti.

Her seferinde daha da yükselmek arzusuyla tutuşan şûle, çehresine tatlı bir incizap katıyordu. Fakat o, bundan habersiz tek nefeste mumu söndürdü. Oda artık tamamen karanlığa teslim oldu. Mumu başucuna bıraktı ve yatağına uzandı. Henüz gözlerini kapatmamıştı ki çalan telefon sesiyle yerinden doğruldu. Telefonu aldı ve kulağına koydu.

“Uyandırdım mı güzelim? Şu anda çok esef ediyorum. Seni daha erken aramak, o tatlı, munis sesini duymayı o kadar çok istiyordum ki maalesef işlerden arayamadım.”

Melek iki eliyle telefonu sardı ve “hayır, Server. Henüz uyumamıştım” dedi.

“Yoksa beni mi düşünüyordun? Ah, her neyse, seni kızdırmayacağım. Söyle bakalım, annenle baban razı oldular mı?”

Parmağıyla, telefonun kablosunu ileri geri sevimli bir ifadeyle sallamaya başladı.

“Hmmm... ne desem acep? Henüz söylemedim desem?”

“Beni bu kadar kolay kandıramazsın. Sesinden anlaşılıyor ki razı olmuşlar.”

“Evet, Server’im. Yarın gelecek misiniz?”

“Bu da soru mu? Heyecandan uyku tutmuyor.”

“Ben ise o huzurlu teranen sayesinde her an hâb-ı nâza dalabilirim.”

“O vakit, sabaha kadar terennüm edeyim. Sen de uyu.”

“Bu fikir çok hoşmuş. Lakin gönlüm senin uykusuz kalmana razı gelmez.”

“Peki o zaman. Bir an önce yarın olsun ve senin bediî yüzün ay gibi parlasın nazarlarımda. Hayırlı geceler, güzelim.”

“Hayırlı geceler.”

Telefonu yerine yerleştirdi ve tekrar uzandı. Beynine uğramak isteyen düşünceleri kovalayarak ruhunu beş saatlik uykuya kelepçeledi.

...

“Sizce edebiyat nedir?”

Melek tüm dikkatini, akıllarında mütenevvi sorulara cevap arayan, öğrencilerine dikti. Hepsi sanki yemin etmiş gibi sâkitliğini sürdürüyor, zihinlerinin yakaladığı bu nefis soruyu beyinlerinin içine kalebent ediyorlardı.

“Duygularınızı benimle paylaşmayacak mısınız?”

Tecessüs içinde nazarlarını tek tek her sırada gezdirirken arka sıralardan bir kız öğrenci elini kaldırdı ve ayağa kalktı.

“Şu anda duygularımızı sizinle paylaşıyoruz. Edebiyatın ne olduğunu bize sordunuz ve biz sustuk. Edebiyat budur işte, hocam. Suskunluk... suskunluğun bitmez tükenmez bir membaı var. Bu sınırsız kaynağın damarlarında gezinen ise edebiyattır. Suskunluğumuzu edebiyatla dile daha doğrusu mürekkebe getiririz. Siz bizden öğretici bir açıklama beklediniz. Fakat edebiyat duygulardan oluşur, sanattan oluşur.”

Öğretmen, tüm ruhunu ihata eden nefis cevap karşısında bîhûş bir o kadar da mahzuz bir ifadeyle masasının kenarına oturdu. Siyah kalem eteğini düzeltti ve gömleğinin cebine iliştirdiği dolma kalemi aldı.

“Dimağınızın o kadar sade-dil, enfes bir membaı var ki, bilincinizde neler yattığını çok merak ediyorum. Bu yüzden birer kâğıt çıkarın ve içinizden ne geliyorsa onu yazın. İster nâzım, ister kısa hikaye, isterseniz ise deneme yazın. Bu sizin kararınız. Bu genç, dinamik zihinlerinizden acaba mürekkebinize neler damlayacak? Başlayabilirsiniz arkadaşlar! Mürekkebiniz bol olsun.”

Yalnızlığa kalem sesleri solistlik ederken, çalan zil herkesin dikkatini dağıtmaya yetti.

“Ah, hay aksi! O zaman bu sizin ev ödeviniz olsun. Pazartesi görüşmek dileğiyle. Kendinize iyi bakın.”


Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları