Edebiyatımızda sonbahara yazılmış en nadide sonbahar şiirlerini bir araya getirdik.

Mevsim Sonbahar

Mevsim Sonbahar

çiçekli badem ağaçlarını unut.

değmez,

bu bahiste

geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.

ıslak saçlarını güneşte kurut

olgun meyvelerin baygınlığıyla parıldasın

nemli, ağır kızıltılar…

sevgilim, sevgilim,

mevsim

sonbahar…

Nazım Hikmet

Adım Sonbahar

Adım Sonbahar

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır

oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

Attila İlhan

Fânî ömür biter, bir uzun sonbahâr olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.


Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.


Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir;
Günler hazinleşir, geceler uhrevîleşir;


Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
Anlar ki yolcu, yol görünür serviliklere.


Dünyânın ufku, gözlere gittikçe târ olur,
Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.


İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
Bir başka mûsıkîye geçiş farz eder bunu;


Teslîm olunca va’desi gelmiş zevâline,
Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya,
Ruh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya,


Duymaz bu ânda taş gibi kalbinde bir sızı:
Fark etmez anne toprak ölüm mâceramızı

Yahya Kemal

Eylül Sabahının Serinliği

Eylül Sabahının Serinliği

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum

Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi

Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda

Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum

Ataol Behramoğlu



Sonbahar

Sonbahar

Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur-

Sesinin solgun göğünde

Küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur.

Savrulur her yana kavruk kelimelerle,

Yüreğini acıyla buruşturur.

Bakışının pasıyla zırhlanan dünya,

Binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına

Sonbahar -ki doyumsuz bir aşkın sonudur.

Metin Altıok

Sonbahar Geliyor

Sonbahar Geliyor

Sonbahar geliyor serçe
Yuvanı ne yapacaksın?
Ayva çiçek açmadan önce.
Meyvelerin içi geçecek
Rüzgâr başka çeşit esecek
Yağmurlarla ıslanacaksın.

Hâlbuki ne kadar sıcaksın

Cahit Külebi

Sonbaharda Buluşma

Sonbaharda Buluşma

Bulut urbalar toprak galoşlar giydim;

Sevdalıydım, deliydim; yapraklı yollar

Geçerek geliyordum sana. İstanbul

Mevsim sonu ihtiyarlıyor; o sarı

Kuş ötüyordu bir yerde, hiç biryerde

Sofada minderde oturuyorduk;

Eski güneşe doğru oturuyorduk;

Bizdik pencerede, bizdik gelen geçen;

Bizdik akşamla çıtırdayan ve susan

Susmak rüzgâr çığlığı gibiydi bende;

Konuştukça bir yaprak dökümü sende.

Oktay Rifat

Kırık Ayna

Kırık Ayna

Parmakların ucuyla arkaya attığın

saçlarının sonbaharına düştüm

elimi tut, yalnızlığımı okşa

gözünün izi kalsın gözümde…

Aynadaki sûretine sar beni

Gamzen açan kır çiçeği

üzerinde idi acılarım

sen rengini kokladın

ben kokusunun rengini

Sonbahar akşamına sar beni

Seni hangi ömrümle sevdiğimi

bir güz yağmurları bildi

bir de saçlarına düşen sonbahar

kahve falına resmini kim çizdi?

Üşüdüm yağmuruna sar beni

Hasretime vaha, çölüme serap ol

kendine başka anlam bulsun intihar

son istasyonda beklerken ömrüm

seni sevdim, ne söylesem, hepsi inkâr

Giderken, elvedana sar beni

Refik Durbaş



Yağmur

Yağmur

Ekseri sonbahar gecelerinde
Sızarken camlardan ince bir yağmur,
Düşünürüz, her şey yerli yerinde
Ama gözlerimiz niçin doludur?

Bazen ellerinde gümüş bir tasla
Ümitler yaklaşır bize, bin nazla,
“Kapa gözlerini, deri uyu hazla!…”
Sızarken camlardan ince bir yağmur.

Ahmet Muhip Dıranas


Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!



Facebook Yorumları