Asgari ücret ile geçinebilmenin dayanılmaz hafifliği...

...

...

Yılların verdiği yorgunluktan nasır tutan ellerini yüzüne götürüp “Amin” dedi. Kader arkadaşlarının namazını tebrik edip hızla çıktı. Zira heyecanlıydı. Bir aylık emeğinin karşılığını bu kez zamlı almayı tahayyül ediyordu. Son seçimde iktidar, muhalefetin vaadi olan zammı vermeyi de taahhüt etmişti.

Sevinçle muhasebeye koştu. Kapıdan çıkanların yüz ifadeleri ümit vermese de heyecanını kaybetmeyip çalıştığı fabrikada her işçiye yapılan tebligata uyarak istenilen saatte görevlinin karşısına oturdu. Beriki bir kaç evrak karıştırıp, elindeki telefonla konuşur gibi yaptıktan sonra söze girdi: “Bak ustam! Biliyoruz ama bu zammı maaşına yansıtmamız imkansız. Ciromuz artacağına azalıyor ama personel ve diğer giderlerimiz katlanmakta. Bu durumda bize yapacak tek şey kalıyor. Patronlarımız diğer arkadaşlarına da yaptığı gibi size bir teklif getiriyor. Ya şimdiki maaşını almayı kabul ettiğini sözlü beyan edip yeni maaşının bordrosunu imzalayacak yada iş akdine son vereceğiz. Senin gibi değerli ustamızı kaybetmek istemeyiz doğrusu…” Süre isteyip oradan uzaklaşırken“Mübarek Cuma bu da yapılır mı?” diye mırıldandı.

Her akşam olduğu gibi küçük kızına gofret alarak evine döndü.Oğluna söz verdiği kalemi almayı unutup, “Dönünce parasını eline veririm” diye düşünmüştü. Her zaman “Evimin Direği” diye düşünüp dillendirmediği, hayatta kendi çabasıyla tanışıp konuşabildiği tek kadın olan eşinin yüzüne baktı. Yılların tecrübesi, tıknaz görünümünün aksine oldukça güçlü olan hayat arkadaşı bir şeyler sezmişti elbette. Bozuntuya vermeden kocasının elindeki sadece gofret olan poşeti aldı. Yemeğe oturuldu. Günün önemine binaen küçük kızı ve kendisinin favori yemeği olan dolma afiyetle yendi. Ardından eski Türk filmlerindeki gibi evin tek fincan takımından özenle yapılmış kahvelerini yudumladılar.

Çocukları salonda yatırıp odalarına geçince, bir kilo et veya sirke - arap sabunu karışım ıile çamaşırları yıkayıp pazara para arttırınca mutlu olabilen o cefakar kadın suratına baktı. Bekliyordu. Öyle ya ! Evin maliye ve içişleri bakanlıkları ondaydı. Eski asgari ücretle dört kişinin bütün barınma hizmetlerini tüm ekonomik doktrinlere nazire yaparcasına halleden ve sırrı bilinemeyen o kadın… Muhasebecinin sözlerini ona da tekrarlayıp sordu: “Ne yapacağız?”. Bir yandan alçak tavanlarındaki haşereyi ortasından ayrıldı ayrılacak olan terliğinin sağlam tarafıyla vurarak öldüren hanımı biraz düşündükten sonra cevap verebildi: “Unumuz sürekli azalıyor olabilir ama eleğimizi henüz asmadık çok şükür. Ev sahibine bir gün daha temizliğe gideceğim. Sen de hafta sonları eski işinde mesai yapacaksın”. Anlaşmaya varılıp küçük tüplü televizyon kapatılırken, spikerin fakirlik sınırının alamadıkları o yeni asgari ücretin dört katına ulaştığından bahsettiğini duyup toplumun çoğu gibi umarsızca hülyalara daldılar…


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları