Nefes alamayınca gözlerini açmaya çalıştı.

Kadın banyo aynasının karşısına dikilip çantasından makyaj silme pamuğuyla su şişesini çıkardı. Şişenin ağzındaki mantarı dişleriyle çekip tükürdü. Suyu pamuğa emdirdi. Gözlerini kapayıp alnını temizlemeye koyuldu. Hızla aşağıya doğru kaşların, gözlerin, burnun, ağzın üzerinde pamuğu gezdirdi. Nefes alamayınca gözlerini açmaya çalıştı. Ancak kapaklar sanki yapışmıştı. Parmaklarıyla yüzünü yokladı. Kaş, göz, burun, ağız yerleri düzleşmişti. Dehşet içinde sağa sola yalpalarken küvete düştü. Zoraki toparlandı. Küvetin kenarlarından güç alıp doğruldu. Adımını dışarıya atıp lavaboyu tuttu. El yordamıyla musluğu bulup açtı. Avuç avuç yüzüne su çarpıyor ovdukça dudakları peşi sıra burun, göz ve kaşları beliriyordu. Derin derin nefes alıp verdi. Aynaya baktı. Makyajı çıkmış, az önceki güzelliğinden geriye bir harabe kalmıştı.

 

Ahşap dükkânın vitrininde ‘Felek Itriyat’ yazmaktaydı. Şık giyimli, bakımlı kadın içeri girdi. Ayakkabılarının topukları zemindeki tahtaları neredeyse delecekti. Kasa masasının üzerinde çeşit çeşit bitki köklerinin içine konduğu kocaman kavanozların arkasında gençten bir kızın silueti görülüyordu. “Bakar mısınız?” diye seslenilince kız ayağa kalktı. Kadını tanıdığı yüzünün asılmasından anlaşılıyordu. Kadın ağzını yaya yaya “Şekerim, geçen aldığım kök boyalardan hazırlayıver.” Kız çekmeceden poşetleri çıkarıp kavanozların önüne bıraktı. Kaşları çatılmış, plastik küreğini kavanozlara daldırıp poşetleri dolduruyordu. “Melek hanım, geçen sefer de borcunuzu…” diyordu ki kadın güneş gözlüğünü çıkarıp başına taç yaptı. Dudaklarını eğip bükerek “Ayyy! Sıkıldım ama. Çabuk çabuk!” Kız poşetlerin ağzını düğümlerken dudaklarını büzmüş gözleri kızarmıştı. “Yüzsüz!” diye mırıldanmıştı ki kadın kısık gözlerle baktı. “Ne dedin şekerim, geveleme.” Poşetleri görünce “Bitirmişsin, aferin sana” Kızın yanaklarını sıktı. Kız acıyla yanaklarını ovarken kadın poşetleri çantasına attı. Kapıya döndüğünde kız seslendi. “Melek hanımmm!” “Yazıver boncuk yazıver.” Kapıyı ittirirken durup geri döndü. “Temizlik suyu da alacaktım.” Duvardaki raflara hızla göz attı. Şişe şişe suları görünce masanın arkasına geçip uzandı bir şişe aldı. Ağzındaki mantarı çıkarıp burnunu dayadı. “Güzel de kokuyormuş.” Mantarı geri soktu. “Bunları da mı siz yapıyorsunuz?” Şişeyi masaya bıraktı. “Sarsana tipitoş bön bön bakma!” Kasa kenarındaki pamuk kutusuna eli gitti. Küçük bir poşeti şişe yanına bıraktı. Kız eğilip gazete sayfası çıkardı. İkiye yırtarken kadın şişeyle poşeti önünden hızla çekip aldı. “Öfff! Şiştim şiştimmm!”


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları