Bazı ayrılıklar, kavuşmak içindir...
2
1
1,713
okunma

Bir sabah bize gel... Bizim eve... Daha martılar uyanmamış, boğazda çiçek satan 

kızların "çiçek var"; "sevgiline çiçek al" diye bağırtıları duyulmamış erkenden gel...

Kahve hazırlayıp seni bekleyeceğim. Her gün... Galata kulesi manzaralı penceremin önünde küçücük masama erkenden iki bardak kahve koyacağım. Sen gel diye... Sabah gelmediğinde, bazen iş çıkışı, ya da öğle yemeği yediyim 

Şirinevler'deki minik kafe'de, ara-sıra uğradığım barlar sokağında iki kahve ısmarlayacağım. Böğlece, hep seni kahveye bekleyeceğim...

...ve bir gün sen geleceksin,bir yaz sabahı komşu masa'da göreceğim seni... O sabah artık iki kahve yapmayacağım... O sabah senin gelişine unmutlarımın bittiği sabah olacak... Vardığımda, bir kahve ısmarlayacağım. Sigaramı çakmakla tutuşdurduğum an, göreceğim seni... Hem de tüm umutlar bitmişken... Tam da tesadüfen, senle ilk tanıştığım gün giydiğin pembe elbise'de olacaksın. Bir de, lavanta kokusu ufaktan öper gibi dokunacak burnuma... Bir yıl önce sadece tanışmıştık. çocuksu gülüşünü, lavanta kokusunu, pembe elbiseni, adamın canını yakan gözlerini, simsiyah, uzun saçlarını sevmiştim. Seni sevmiştim... Kendimi kaybetmişdim... Uçmuştum, yoktum... Sen kitaplara ve kahveye olan tutkundan bahsettikce, ben sana tutulmuşdum... ve koskoca her anım senle geçen bir yıl geçmişti...

Komşu masadan kiminse sana kilitlendiğini hissettiğinde, kızarak geri çevrileceksin. Beni görcek, dudaklarına o çocuksu gülüşün misafir olacak, "aah, sen?!" diyeceksin. Ben kendimi kaybederek gözlerine dalacağım ve kendimden habersiz "gel, kahve içelim" söyleyeceğim.. Sen masama geçecek, zevkle kahvemizi içeceğiz. Aşkımız bu andan, bu hatırayla, "gel kahve içelim"le başlayacak...

Çünki, bir fincan kahvenin 40 yıl değil, bir ömür hatırası var...


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunları da görmek isteyebilirsin!