Hasan Ali Toptaş, “Ödünç vermek istemediğim kitaplar” dediği bir kitap listesi açıkladı.

“Kitaplığım sadece on kitaptan oluşsaydı herhalde bu kitaplardan oluşurdu. Bir yere giderken yanıma sadece on kitap almak zorunda kalsaydım herhalde bu kitapları alırdım. Bana ödünç vermek istemediğin kitaplar hangileridir diye sorulsaydı, bugün, kesinlikle bu kitapların adını sayardım. Bu nedenle, bence bu listenin adı ‘ödünç vermek istemediğim kitaplar’dır.”

Franz Kafka

Franz Kafka

Hikayeler

Çağımızın büyük yazarlarından Kafka’nın bütün eserlerini, Kamuran Şipal’in Türkçesiyle yayınlamaktadır. Kafka’nın ölümünden sonra arkadaşı Max Brod’un hazırladığı bütün eserlerde “Bir Savaşın Tasviri“, “Hikayeler“ ve “Taşrada Düğün Hazırlıkları“ adlarını taşıyan üç hikaye kitabı; “Dava“, “Şato“ ve “Amerika“ adlarındaki üç romanı ile “Günlükler“i yer almaktadır.

Hikayeler’in bu basımı Kafka’nın arkadaşı Max Brod’un Bütün Eserler’deki metin temel alınarak çevrilmiştir.

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Orhan Pamuk

Orhan Pamuk

Beyaz Kale

17. yüzyılda Türk korsanlarınca tutsak edilen bir Venedikli, İstanbul’a getirilir. Astronomiden, fizikten ve resimden anladığına inanan bu köle, aynı ilgileri paylaşan bir Türk tarafından satın alınır. Garip bir benzerlik vardır bu iki insan arasında. Köle sahibi, kölesinden, Venedik’i ve Batı bilimini öğrenmek ister. Bu iki kişi, efendi ile köle, birbirlerini tanımak, anlamak ve anlatmak için, Haliç’e bakan karanlık ve boş bir evde, aynı masanın iki ucuna oturur, konuşurlar. Hikâyeleri ve serüvenleri, onları veba salgınının kol gezdiği İstanbul sokaklarına, Çocuk Sultan’ın düşsel bahçelerine ve hayvanlarına, inanılmaz bir silahın yapımına, “Ben neden benim?“ sorusuna götürecektir. Hikâyelerin günden geceye doğru ilerlemesiyle, gölgeler yavaş yavaş yer değiştirir.
Orhan Pamuk Beyaz Kale’de, Doğu ile Batı arasındaki benzerliklere ve farklılıklara bakarken, milli ve bireysel kimliklerimizin gerisinde yatan yapaylığı ortaya çıkartarak, iki kültürün ortak paydasını vurguluyor. Okur İstanbul manzarası eşliğinde izlediği bu yarı gerçek yarı hayal hikâyede, kendi varoluşunun özünü aramaya davet ediliyor.

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Emil Michel Cioran

Emil Michel Cioran

Çürümenin Kitabı

Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet - geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?

Kökeninde aldatıcı ve yıkıma mahkum olmayan hiçbir “yeni“ hayat görmedim şimdiye kadar. Her insanın zaman içinde ilerleyip bunaltılı bir geviş getirmeyle kendini tecrit ettiğini, yenilenme niyetine de ümitlerinin beklenmedik yüz buruşturmasıyla karşılaşıp kendi içine düştüğünü gördüm...

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Cervantes

Cervantes

Don Kişot

Yeni Çağ’ın gerçek anlamda ilk “best-seller“ı, ince, parıltılı bir espri anlayışının en büyük jonglörü Don Kişot’un okurlarla buluşmasının üzerinden tam dört yüz yıl geçti. Don Kişot, tüm zamanların en çok dile çevrilen, en çok okunan, en çok gönderme yapılan, en çok yankı uyandıran romanı olmasının yanı sıra devrinin en renkli tablosunu çıkaran eser olma konusunda da rakipsizdir. Üstelik Cervantes, İspanya’nın sosyal, ekonomik, dinî, siyasî ve edebî portresi resmederken okuru eğlendirmeyi bir an olsun unutmaz. 

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Marcel Proust

Marcel Proust

Yakalanan Zaman 

“Böyle bir kitabı yazmayı başaran kişi ne kadar mutlu olurdu! O kitabı yazmak ne büyük emek gerektirirdi! Bir fikir verebilmek için, en yüce, birbirinden en farklı sanatlarla karşılaştırma yapmak yerinde olur; çünkü böyle bir kitaptaki karakterlere hacim kazandırabilmek için her birinin farklı yönlerini göstermek zorunda olan yazarın, kitabını titizlikle, birliklerini sürekli yeniden gruplandırarak, tıpkı bir saldırı gibi hazırlaması, bir yorgunluk gibi ona tahammül etmesi, bir kural gibi kabullenmesi, bir kilise gibi inşa etmesi, bir perhiz gibi ona uyması, bir engel gibi aşması, bir dostluk gibi fethetmesi, bir çocuk gibi aşırı beslemesi, bir alem gibi yaratması ve üstelik, açıklaması muhtemelen ancak başka alemlerde bulunabilecek, önsezisi bizi hayatta ve sanatta en çok duygulandıran şey olan o muammaları da göz ardı etmemesi gerekir. Bu tür büyük kitaplarda öyle bölümler vardır ki, zamansızlıktan, taslak halinde kalmışlardır ve mimarın planı fazlasıyla kapsamlı olduğundan, muhtemelen hiçbir zaman tamamlanamayacaklardır. Tamamlanmamış nice büyük katedral mevcuttur.“

Ama biri tamamlandı: Swann’ların Tarafı’nda, Guermantes Tarafı’nda, Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesi’nde, Zaman’ın dev katedrali, Zaman’ın izinde sürülen dev yolculuk.

Proust’un “Kayıp Zamanın İzinde“ attığı yedinci ve son adım.

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Oğuz Atay

Oğuz Atay

Tehlikeli Oyunlar

Hikmet Benol, toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve “oyun oynuyormuş gibi ilgilenme“ yolunu seçiyor. Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini önemli bir sorun olarak algılamaya çağıran, çarpıcı ve sarsıcı bir roman. 

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Ahmet Hamdi Tanpınar

Ahmet Hamdi Tanpınar

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. Ancak muhteva açısından metafizik eğilimleri ile estetik endişelerini şiire ayırdığı halde, sosyal temalar için nesri seçmiştir. Romanları, zengin hayat hikayesinden taşarak Türkiye meselelerine kendine has yorumlar getirir. Medeniyet değiştirme girişimlerinin insanımızı soktuğu çıkmazları araştırırken yaptığı tahliller, insanımız ve toplum yapımız açısından dikkate değer hükümler taşır. “Saatleri Ayarlama Enstitüsü“ toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumunu, fertten yola çıkarak topluma varan bir teknikle anlatıyor.

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Minima Moralia

Minima Moralia

Minima Moralia

Minima Moralia, Adorno’nun başyapıtıdır. İlgilendiği bütün alanları bu kitapta -bazen birkaç sayfalık tek bir fragman içinde- bir araya getirmiştir: Felsefe, günlük yaşam, siyaset ve işçi hareketinin tarihi, edebiyat ve müzik, psikoloji, Faşizm, ırkçılık ve savaş. Bir polemik kitabı olarak da görülebilir: Bütün bu konuları, karşılarında eleştirel bir tutum aldığı düşünce sistemleriyle (örneğin varoluşçuluk veya psikanaliz) ve Heidegger gibi düşünürlerle kimi zaman açık kimi zaman örtük bir tartışma içinde işlemektedir. Adorno’nun kendine özgü yöntemi de bu kitapta en güçlü ifadesini bulur: İlk bakışta önemsiz görünebilen tek bir olay ya da nesne (örneğin astroloji) Adorno’nun merceği altında, büyük tarihsel eğilimleri açıklayan bir şifre olarak belirmektedir. Sunuş yazısında kendisi şöyle diyor: “Kitabın her üç bölümünde de çıkış noktası, en dar haliyle özel alandır... Buradan toplumsal ve antropolojik boyutları daha belirgin olan düşüncelere geçilir; bunlar, psikoloji, estetik ve özneyle ilişkisi içinde bilimle ilgilidir. Her bölümün sonundaki aforizmalar da, bu düşünceleri felsefeye doğru geliştirir.“ Ama bu parçalar kitabına herhangi bir yerinden girmek de mümkündür: Amacının “her noktası merkeze aynı uzaklıkta olan bir yazıya“ ulaşmak olduğunu yine bu kitabın bir yerinde Adorno’nun kendisi söylemiştir.

Kitabın tamamını okumak için tıklayınız.

Laurence Sterne

Laurence Sterne

Tristram Shandy Beyefendi’nin Hayatı

Hepimiz böyle bir amcamız olsun isteriz. Tristram Shandy gibi hiç durmadan anlatan, anlattığına kendini kaptırıp giden, şakaları, kelime oyunları, gevezelikleri, bizi hayret ettirebilme yeteneği, tuhaflıkları, saçmalıkları, çocuksuluğu, saplantıları ve takıntılarıyla bizi hep gülümseten, akıllı, zeki, kültürlü, görmüş geçirmi, ama bir yanıyla da hep muzip bir çocuk kalmış olan bir amca...

Kitabı incelemek için tıklayınız.


interactive connection






pratik edebiyat el kitabı



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları