Rahmet de birden bastırırsa...

İşte şimdi fark etmiştim. Çantamın yan bölmesine koyduğum lacivert yaldızlı şemsiyem yoktu. Almanya'daki dayımın hediyesiydi. Hep der dururdum dayıma bir gülünü koklamadık diye. O da tutmuş Alman malı bir şemsiye getirmişti geçtiğimiz ramazan. Onun hatırası şemsiyeye ayrı bir önem verirdim hep. Ama şimdi, birkaç saat önce yerli yerinde duran şemsiyenin yerinde yeller esiyordu. Hava da bozmaya başlamıştı sanki. Rahmet bir başlarsa yeşilbaş ördekten fazla sırılsıklam olurdum.

Saatler önce otobüse binerken çantamı bagaja koymamış, oturduğumuz koltukların üstündeki bölmeye koyarım diye geçirmiştim içimden. Ancak çantam o bölmeye sığmayınca ayaklarımın yanına bir yere sıkıştırmıştım. Birkaç saat böyle gitmiştik. Mola verdiğimizde inmiş, biraz hava almak istemiştim. Uzun yol hiç çekilir değildi. Otobüsten inmeden önce de çantamı ters bir vaziyette koltuğun kenarına sıkıştırmıştım. Otobüsün kalkış saati geldiğinde alelacele koşmuş otobüse binmiştim. Geldiğimde yanımda oturan yaşlı amca çoktan yerini almıştı. Biraz daha öylece etrafı seyre daldım. Neden sonra uyku bastırmış ve uyuyakalmışım. Ara ara uyanıp etrafa bakınmıştım. Amca da öylece yerinde duruyordu. Yolculuğun sonlarına doğru uyanıp biraz daha etrafa bakındım. O sırada amcanın bir süredir bir şeyler mırıldandığını fark ettim. Ya dua ediyor ya da bir şeyler söyleniyordu. Tam olarak anlamlandıramamıştım. Bir vakit sonra otobüs terminale gelmişti. Yolcular kalabalık bir şekilde otobüsten inmeye başlamışlardı. O an ve sonrasında yine fark etmemiştim. Okula gidince ancak dikkatimi celbetmişti. Dayımın hediyesi Alman işi şemsiyem yerinde yoktu. Nasıl olabilirdi? Kim alırdı göz göre göre? Tabii ya. Ben mola yerinde hava almak için otobüsten inince biri almış olmalıydı. Hem de yanımda oturan o amca. Amca dediysem de yetmişlik bir ihtiyara benziyordu aslında. O yaşta bir insan ya yaptığından ya da yaşından başından utanır bu yaptığına. Ucuz ya da pahalı başkasının malını gasp etmek hiç yakışık alır şey mi? Ak saçından sakalından da mı utanmamıştı? Neler söylüyordum ben canımın telaşesinden. Hava bozmak üzereydi zaten. İnsanları sınıflandırmak ne kadar da yanlıştı. Kılığına kıyafetine göre ayırmak ve görünüşlerine üstün vasıflar vermek deli saçması şeylerdi. O kılık ve kıyafette olan bir sürü iyi insan vardı. Böyle düşünmek onlara ayıp etmiş gibi olurdu. Bunlar aklımdan geçerken yağmur aniden bastırdı. Yağmur dinene kadar duracak bir karaltı da yoktu. Ne yapalım. Bir rahmet bolluğuna gark olacağız artık. Elden ne gelir.


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunları da görmek isteyebilirsin!