Kendini bilmeyen, başkasını bilemez!

KENDİNİ BİLMEK

“İnsan kuvvetsiz, mukavemetsiz ve istinatsız doğar; onu kuvvetli, mukavemetli bir insan yapacak olan terbiyedir.” der İmmanuel Kant. İnsan doğar, büyür ve ölür. Ve bu süreçlerin her birinde bir şeylere muhtaçtır. İnsan diğer canlılar gibi değildir. Toplum içinde yaşamak zorundadır. Ve bu yaşayış çeşitli etkileşimler ile devam etmektedir. Bu etkileşimler etkili, verimli, iyi olabildiği gibi verimsiz, etkisiz, zararlı da olabilmektedir. Bu durum da bize insanın sürekli aktif olduğunu ve zihninin sürekli hareket halinde olduğunu göstermekte olduğu gibi aynı zamanda insanın sürekli iradesini kullanmasının gerekliliğini de gösterir. İşte bu yüzdendir ki insanın işini kolaylaştırmak için eğitim ve öğretim vardır. Mark Twain, “Eğitim kafayı değiştirmek demektir. Belleği doldurmak değildir.” der. Günümüz toplumlarında eğitim sadece bellek doluluğuna ve sadece yeri geldiği zaman o bellekten gerekli yerlere kullanmaktan ibaretmiş gibi görülmektedir. Asıl olan insanın öğrendikleri ile başta kendini ve sonra da çevresini değiştirmesidir. Eğitim de bunun için vardır.

Ann Landers ‘in “Allah insana iki yuvarlak organ verdi. Biri düşünmek, diğeri üzerine oturmak için. Başarı hangisine kullandığınıza bağlıdır.” diye bir sözü vardır. Yani insan bir şeyler öğrenir ya da eğitilebilir ama asıl mesele insanın bunu kullanmasıdır. Hangi yuvarlak organını çalıştırdığı bizim için en önemlisidir. Sadece öğrenmek, bilmek yeterli değildir, Yunus Emre’nin dediği gibi asıl önemli olan kendini bilmektir. İnsan kendini bilirse ve kendi varlığının ne kadar kıymetli, değerli ve kutsal olduğunu bilirse aynı şekilde diğer insanların da canına malına ve namusuna aynı seviyede kıymet verecek ve kendisi gibi diğer insanlarında varlığını kutsal bilecektir. Maalesef günümüz toplumlarında insanlar bilgiyi sadece para kazanıp daha rahat bir hayat, her istediğini elde edebilmek için veya diğer insanlardan üstün olmak için kullanmaktadır. İşte tam olarak bu da bizim ana konumuzu teşkil etmektedir. Kendini bilmeyen insan, sanmaktadır ki insan sadece maddiyattan, lüksten, şehvetten ve bohemlikten ibarettir. Hal böyle olunca da kendi emelleri için her yolu mubah görmekte ve hak hukuk dinlemeden insanlara zulmedebilmektedir. Bugün toplumda görülen, insanların birbirine saygısızlığı, her geçen gün artan suç oranları, üretmeyen tüketen bir toplum olma yolunda ki hızlı ilerleyişimiz, bilgisizliğimizden habersiz kendimizi alim sanan hallerimizin hepsi bu nedendendir. Yani bizlerin kendimizi ve haddimizi bilmememizden kaynaklanmaktadır. Tabi bunlar kendi kendine olan şeyler değildir. Evladına sahip çık(a)mayan ebeveynlerden tutunda elini taşın altına sokmayan eğitimcilere, din görevlilerinden siyaset adamlarına kadar hemen herkesin bu meselede kabahati büyüktür. Evladına güzel örnek olamayan anneden, eve geldikten sonra gece yarılarına kadar televizyon karşısında spor programlarından abuk subuk dizilere kadar her şeyi takip eden ama evladına bir hal hatır sormayan, onu internet aleminin ya da kötü arkadaş ortamlarının pis akıntısına bırakan babanın hiç mi suçu yoktur! Ya da okulda sadece dersini anlatan zili duyunca da hemen sınıfı terk eden ama çocukların kalbine girip zararlı bir alışkanlık hakkında onları korumaya çalışmaya, onlara hedefler belirlemeye gelince hiç o taraflı olmayan eğitimcinin hiç mi suçu yoktur! Diyanet görevlisi olmayı sadece namaz kıldırmak ya da ezan okumak olarak gören ve camisinin içini dahi temizlemekten aciz olan ve vaaz-u nasihatleri sadece kağıttan okuyup insanların asıl ihtiyaçlarına hiç bakmayanların hiç mi suçu yoktur! Ve son olarak ülke idaresinde söz sahibi olan siyasilerin ağızlarından çıkan zift yığınları sözlerinin, hamiline kart yakinimdir deyip torpilin, kayırmacılığın hat safhaya çıkmasını sağlayanların ve yolsuzluk yapanların hiç mi suçu yoktur! Maalesef hepsinin suçu vardır. Hâl böyle iken eğitimsiz kültürsüz ve kaba insanlar aslında dünün eğitil(eme)miş insanları olmaktadır. Bugün toplumda gözlenen bütün kabahat, suç ve haksızlıkların dahili veya harici olarak bizlerin eseri olduğunu düşünmeli ve kendimizi mesul bilerek ona göre çalışmalıyız.

Bugün bu durumlardan rahatsız olan herkese düşen ise önce kendini bilmek daha sonra insana saygı ve sevgi duyarak bir kez daha gayret etmesidir. Trafikte nasıl sadece kendimizin kurallara uyması kazaları engellemiyorsa ve diğer sürücülerin hareketleri de bizim için hayati bir önem taşıyorsa aynen öylede günümüz dünyasında kurtuluş sadece kapımızın önünü süpürerek değil üslubunca komşularımıza da yardım ederek olacaktır. Neticede bu ülke hepimizin ve yarınlar bizlerin eseri olacak. Aldığımızdan daha iyisini gelecek nesillere bırakmak insan olarak bizim en önemli görevlerimizden biridir.

İlim ilim bilmektir

İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin

Ya nice okumaktır

Yunus Emre

Kendimizi bilmemiz temennisi ile…


Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları