Kendi kelamım
Kendi kalemim

Gidişin, hapsetti beni zifiri karanlığa

Yalnızlığım ile kayboldum kalabalığın arasında

Her sokağın başında, sevdanın cellatları

Tırpanlanan düşlerim ve çatlamış dudaklarımla; 

Tükürürken sevda katillerinin yüzüne! 

Acı bir tebessüm ile doğruluyorlar karşımda

Başım ile gönlüm, kılıç çektiler vicdanımın bekçisine

Yitirdi benliğini o muazzam renkler, 

 Artık, soldu yüreğimdeki o aşk çiçeği

Elimde değil, tütmez oldu gönlümdeki ocak

Aşkının esaretine, gayrı boyun eğmiyor yüreğim

Bir ihtilal narası koptu ; her zerremde

Boynumu büken sevdayı, yel aldı sanki

Yoksa ruhum mu bedenimi terk etti? 

Divane meczup misali, aldım başımı gidiyorum 

Ben sana demiştim ; aşk yetimi diyarın çocuğuyum

Öksüz kaldı yine o hırçın sevdalar! 

İsimsiz kaldı yine, o Gök kubbeyi saran aşklar

Canın sağ mı olsun! Yoksa başın mı sağ olsun! 

Gözün aydın, kimsesizler mezarlığına defnedildi; senin için atan o kalp 

Yanaklarım mı ıslanıyor, yoksa gözlerim isyan mı ediyor! 

Tanrım! gayrı sen son ver heceme

Velhasıl kelam, tan doğmuyor geceme

Ertuğrul SUBAŞI 

 


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunları da görmek isteyebilirsin!