Hayat film şeridi gibidir...

"Yalnızım" derken yığılıp kaldı. Önce karanlık sonra beyaz cümbüşü içinde bir vahaya uyanır gibi oldu. Gözleri yarı açıktı. Uzaktan sesler duydu. O gürültü dev bir makarayı çalıştırıp siyah şeridi döndürmeye başlamıştı.

Sabaha karşı doğum, ilk ağlayış, okula başladığı yıllar derken kaybettiği babasını gördü. Ne de olsa usta adamdı,yine tamir edecek şeyler bulmuştu. Cebinden bir şerit çıkarıp yanına geldi ve "Dilini uzat" dedi. Ölçüm hoşuna gitmemiş olacak ki, suratı asılarak ekledi: "Öğütler boşa söylenmiş ama vakit var". İyi olduğunu tekrarlayarak ışık olup gitti.Ardından derin bir sessizlik...

(Sürekli tekrarlanan öğütler, gençliğimde çok canımı sıkmış olabilir ama ilerleyen yaşlarımda kulaklarım bu kadar küpeyi kaldırırdı be babacım. Emin ol!)

Makara tekrar çalıştı. Bulutlar boz rengine dönüşünce elinde şerit mezurayla annesi belirdi. Başının çevresini ölçerken gülümsemesi kaybolmaya başladı: " Ne konuşmuştuk? Bir şey yapmamışsın hâlâ" . Oysa hayatında terziyken ilmeklerini ona da atmış ve oya gibi özenle işlemişti. Öperek uzaklaştı. Tekrar sessizlik...

(Bana karşı olan sevgini ve aynı orandaki hayal kırıklığını görmek beni başarı doğrusunda ancak kamçılayacaktır. Bırakmasaydın be anacım?)

Makara hareketlendi. Küçük bir bebek peydah oldu ve kolları ile bacakları uzamaya başladı. Bir anda yetişkin olan delikanlı sırıtmakla kızgınlık arası tavırla " Beni hatırladın mı? " diye seslendi. " Ben Alp. Hani annemle daha doğmadan isim verip hayatıma başlayamadan son verdiğiniz Alp. Annem yalan söyledi. Babam sen değildin. Neden bana kıydın? Babam dünyada geçirdiği kazayla vefat edip yanıma geldi ve şimdi hesaplaşıyoruz onunla. Asıl orada sebebini sormak isterdim ".Akan gözyaşlarının havada kavis çizerek boşaldığı kabın yüksekliğini şerit ile ölçtü ve "Pişmanlığın için hâlâ dua etsen de yeteri kadar dolmamış " diyerek ortadan kayboldu. Koyu bir sessizlik...

(Her ne kadar benden olmasan da en büyük hatamı yüzüme vurman ve beni beklemen senin hakkındır talihsiz oğlum? )

Onu geçmişiyle yüzleştiren makara bir daha çalışmadı. "Sanırım öldüm" derken civarda belirsizlik bulutları oluşmaya başladı. İçinden karamsar bir tren geldi.Durduğu istasyona "Son durak" deniliyordu. Gişede kırmızı değil, siyah hiç değil renksiz başlıklı fakat kesinlikle ak sakallı bir ihtiyar bilet uzattı: " Bu son dönüş. Hakkını iyi kullan" . Trenin vagonlarında sırasıyla Başarısızlık, tembellik, kibir, arzu ve pişmanlık yazıyordu. Bilet son vagonaydı ve bir şansı olduğunun farkına varmıştı.

Ölüme yatkın sağ tarafından irkilerek kan ter içinde hayata tekrar uyandı. Aynada korkularıyla yarım saat oyalandı. Mutfak penceresinden anne ve babasının bozulan bahçeye çeki düzen verişlerini rüya dürbünüyle bir müddet izledi. Verdiği sözleri tutmalıydı.

Tam iki yıl sonra kızı Hayal ile yine o bahçede, ilk vagonuna "Başarı" yazdığı tren setiyle oyunlar oynayacaktı.


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


BUNLARI DA GÖRMEK İSTEYEBİLİRSİN!

Facebook Yorumları