Yalnızlık yaralar

Zaman

 

Geçen dakikalar, uzun kış geceleri, bir bardak kahve yalnızlığında kayboluyor insan.

Zaman nede çok şey götürmüş geçmişimden ki yalnızlık kalmış bir tek gidemeyen hayatımdan..

Hayat nede zordu oysa yalnız başına, başını koyacak bir omuz olmadan,

İçindeki yangınlardan sığınacak kimse olmadan..

Bu kadar derin bir yalnızlığı ben mi seçmiştim, yoksa hayatın mı bir armağanıydı bu içimdeki dolmayan boşluklar.

Zaman bir su misali tükeniyor  ne kadar önemli olduğunun bir önemi olmuyor dakikaların saniyelerin yalnızken.

Hep hüzün dolu geceler geliyor gökyüzünde yanan yıldızları gösteren geceler..

Ah bir de dertler, kederler, hüzünler ah işte o hiç gitmeyenler.

Her saniye içimdeki yangınların sahipleri, ne kurtulabilirim onlardan ne de onlar beni terk eder; olmazsa olmazım olmuşlar işte hani olmayınca yapamadığın şeyler gibi alışmışsındır onlara belki mutlu değilsindir ama mutsuzluğunun da sebebidir onlar.

Bir insan nasıl alışabilir bu kadar derde, kedere, ruhundaki yaralara.

Tek tesellisi müzikler olmuş insanlara ne gerekti bu kadar yalnızlık. 

Bizi umutsuzluğa iten bu yangınlara ne gerekti? 

Mutluluk adını bilmediğim bir yabancı hep akşam kızıllığı vücudumda.

Yağmurla birlikle ağlar hep gözlerim söndürmez o yaşlar gönlümdeki yangınları hiçbir zaman. 

Ah yalnızlık ne çekilmez bir duygusun sen zaman zaman..


interactive connection



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları