Tamahkarlığın bedeli

YİTİK DEFİNE

YİTİK DEFİNE

Hatçe Son bir kez ümitsizce konuştu:

-Mehmed’im yanındakilere hiç güvenemiyom. Diyelim ki altını buldunuz. O vakit de sana bi kötülük ederler diye çok korkuyom.

Mehmet biraz öfke biraz da sabırsızlıkla:

-Olur mu be hatçe. Basri’yi küçüklükten beri tanırım ben Gardaşım gibidir. Hasan desen saf çocuk aklı bile ermez daha. Uzatma tamam.

Gelin hatçe başını önüne eğdi ve sustu.

Mehmet gönlünü almak için karısına sarılıp bu sefer sevecen ve yumuşak bir sesle:

-Bak görecen bu sefer bulacaz namussuzu. O zaman sizi alıp götürecem buralardan. Seni hep rahat ettirecem hatcem. Her şey sizin için.

dedi ve beşikte uyuyan bebeğine eğilip usulca yanağından öptü ardından kapıyı aralayıp karanlıkta kayboldu.

Aynı anda Kahveci Basri ve muhtarın oğlu Hasan eski kuyunun yanındaki ağacın altında bir süredir bekliyorlardı. Basri ve Hasan hakkında bilgiyi ajandaya yaz. İkisi de Sözleştikleri zamandan önce gelmişlerdi.Belli ki Basri ve Hasan Mehmet’ten ayrı bir kez daha sözleşmişlerdi.Hasan belinden çıkardığı eski bir tabancayı Basri’ye uzatıyor ve köyden epey aralı olmalarına rağmen fısıltıyla konuşuyorlardı:

-Basri aga, ya babam bunun yerinde olmadığını anlarsa o zaman ne olacak.

-Ulan sen demedin mi kırkta yılda bir çıkarıp temizliyor geri koyuyor diye. Merak etme sabaha geri yerine koyarsın.Sen onu boşver de çalışır demi bu meret. Bizi yarı yolda komasın sonra.

-Çalışır evellallah agam dedemden beri bir kez bile teklememiştir.

-Hadi inşallah. Bak dediklerimi sakın unutma. Sen Mehmetle beraber önde dur ki şüphelenmesin. Ben arkanızda olacam ki işini rahat göreyim çolak kardeşimizin.

Hasan bu son sözü duyunca biraz ürktü ve:

-Aga ya bizim yaptığımızı anlarlarsa. Dedi. Basri:

-Oğlum sen de çok korkak çıktın bizim beraber define aradığımızı bizden başka kim biliyor.

-Ya karısı hatçe?

-O hatçe salağın teki bilse ne olacak. Akıllı olsa bizim Çolakla evlenir miydi.

Gülüştüler. Bir süre sonra da Mehmet geldi. Birbirleriyle Tokalaştıktan sonra yola koyuldular.

Önceki gün kazdıkları yere vardılar. Bir süre değişerek kazdılar ama Hasan daha küçük olduğu için daha çok ona kazdırdılar. Yine Hasan’ın kazdığı bir anda Mehmet Hasan’ın arkasında elinde kürekle ayakta bekliyor onun yanında da Basri yere çömelmiş elindeki el fenerini Hasan’ın kazdığı noktaya doğru tutuyordu. Hepsinin yüreğinde karışık hisler defineler gibi gizlenmiş açığa çıkmayı bekliyordu. Sonra bir ses duyuldu.kazmanın darbesiyle kırılan bir nesne sesi. Hepsi dikkat kesildi. Uzun süredir bu işle uğraştıkları için sanki hepsi bunun bir define olduğunu anlamış gibiydi. Hasan önce arkasına bir onay bekliyormuş gibi baktı. Basri’yle gözgöze geldiler ve ardından yere çömeldi. Elleriyle kırdığı şeyin etrafını temizlemeye başladı bir testiye benziyordu. Kırılan parçaları kenara ittirince içindekilerle beraber gözleri de ışıldadı. Kendini tutamadı ve altınlardan gözünü ayırmadan bağırdı.

-Altın agalarım altın. 

O anda bağırarak hata ettiğini anladı ama tam o sırada kendi sesinden daha hırçın daha yüksek bir ses patladı ve yayıldı etrafa. Tek el bir tabanca sesi. Arkasına dönüp bakmak için niyetlendi ama dönemeden olduğu yere yığıldı kaldı. Kurşun tam ensesinden girmişti.

Çolak Mehmet ve Kahveci Basri ikisi de ayakta birbirlerine bakıp sırıtıyorlardı. Bir süre sonra da çocuk gibi sarıldılar. Basri:

-Kurtulduk kardeşim kurtulduk tek işimiz kaldı şundan kurtulmak. dedi yerde yatan Basri’yi işaret ederek sonra da ekledi. Önce altınları alıp kenara çıkaralım sonra da bunu buraya gömelim. Hadi el at bakalım.

Hasan’ın altında kalan altın dolu testiyi çıkarıp kenara koydular. Hasan’ın cansız bedenini oraya uzattılar.

Tam üstünü kapatacakları sırada Basri:

-Yahu Mehmet çok yorulduk be gardaş otur bi cigara tüttürek şunun şeref’ine derken testiyi gösteriyordu. Mehmet’in iştahı kabardı ama:

-Gardaş elimizde altın önümüzde ceset oturulur mu öyle burda. Hele şurayı halladelim sonra keyfimize bakarız zaten dedi.

Basri çoktan yere uzanmış sigarasını yakmıştı:

-Valla sen başla o zaman ben şunu içip sana yardım ederim dedi.

Mehmet bir le havle çekip eline küreği aldı Hasan’ın içinde bulunduğu çukuru kapatmaya başladı. Kürek toprağın içindeki taşlara değdikçe çıkan sesten başka bir ses yoktu kurt kuş bile uykudaydı. Derken acı bir patlama sesi daha duyuldu. Deminkinden daha hırçın daha yüksek daha acı bir ses. Muhtarın oğlu Hasan’ın getirdiği dededen kalma tabancadan çıkan ikinci kurşun bu sefer çolak Mehmet in ensesinden girmişti.

O da Hasan’ın üzerine düşmüştü. Basri hemen sigarasını çukura fırlatıp küreği eline aldı ve yıllardır beraber hayal kurduğu iki arkadaşını o hayale tek başına sahip olmak için gömdü ve orayı terk etti.

Ertesi gün Gazeteler köyün yakınlarında bir trafik kazası haberini yazıyordu. Bir araç aşırı hız sebebiyle uçurumdan düşmüş ve ardından alev alarak yanmıştı. Yapılan ilk belirlemelere göre araçta tanınmayacak halde üç insan cesedine ulaşıldı. Bunlardan biri yirmili yaşlarda bir bayan diğeri bu bayanın çocuğu olduğu öğrenilen ve yaklaşık beş aylık bir erkek bebek ve diğeri de bu bebeğin babası olduğu tespit edilen yine yirmili yaşlardaki bir erkekti. Ayrıca araçta yapılan aramada kaçak define kazısında bulunmuş içi dolu bir testi altın bulunmuştu.

Yuenko


interactive connection






pratik edebiyat el kitabı



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları